Nurhayat Nalcaci için olan arşivi geziyorsunuz.

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

Hayat

Tem 8, 2011 at 22:31 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · 1 Yorum »

 Dünkü rüya;
Dünde kaldı
Ağlarını yamayan zamanın
Boşluğuna takıldı kurbağa.
Kantarın kefesi kopuk sanılır
Oysa;
İki koca küfe dikilir yanıbaşında
Odunu da tartar, insanı da
Tamı tamına
Kulbu kırık dünya.

Kurur,
Viraneye yaslanan yanı
İncirleri sağılmış yanan toprağa.
Sağ göze sorsan ölüyor
Sol göze sarsan yeşeriyor
Köklerinde derya.



[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

———–KİM?

Mar 25, 2011 at 08:44 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · 1 Yorum »

Kim?
Nefesim mi bu yanan?
Gözlerim mi, kalbim mi,
gecelere yokluğunu kaydıran.
Her yer duman, duman…
Sorular, sorular, sorular…..
Yüreğime dolu dolu yağan.
Acıtıyor;
her vuruşta kopar bin parçan.

Beklediğimiz şafaklar mı gecelere dalan?
Ya gece, geceler mi sırları derin derin saklayan?

İçimdeki çocuk mu bu durmadan ağlayan?
Suskunluğum mu her gün daha fazla boğazımı sıkan?


[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

Heyhattt

Oca 12, 2011 at 14:49 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · Leave a Comment »

Sevmek istiyorum;
bütün alemi
Arıyorum;
‘Seni seviyorum’
diyebileceğim bir Ademi
heyhatt…
kandil sarhoş olmuş.

Unutmak istiyorum;
dünleri ve yarınları
Yaşamak istiyorum
sadece bugünü
heyhattt…
gün akşam olmuş.





[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

*Sahipsiz Zamanlardan Arta Kalan

Ağu 26, 2010 at 17:46 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · 2 Yorum »

Tarla çamuru;
Yuvarlanırdı ayaklarından kadının.
Kamyoncu nazarından fırlayan,
Kayalar parçalanırdı,
Tınısız noktadan.
Umarsızca aşınırdı yol,
Un fabrikasına uzanan….

Yirmili yıllardı;
Kara kara ömrüne dolan.
Sokak lambalarına düşerdi
Akşamlarda hüzzam.





[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

*Küflü Maviye Takıldı Kürek 2*

Ağu 12, 2010 at 00:22 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · Leave a Comment »

Sevdalıydı denize;
Bir zamanlar çiçek.
Açardı yelkeni limandan filizlenerek
Kırk beş bahar geldi geçti,
Martı gagalarıyla delerek…..
***
Suya hasret;
Buğusu gelir buram buram tüterek,
Bir damla içse dirilecek…
***
Yılmadı;
Sahile çekildi bir zaman,
Sabır ipiyle yamandı elek.
Tekrar tekrar denedi,
Taa ki gücü tükenen dek.




[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

*Küflü Maviye Takıldı Kürek 1*

at 00:19 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · Leave a Comment »

Eflatuni akşamlarımda;
Katıksız ekmek.
Uykusuz sabahlarımda,
Küllenen telek.
Yalnızlık sokaklarında
Akan zehir zemberek.
Karşılıksız sevmek,
Vermek… vermek…
İşte bu sen demek!
Ahhh sigaram ahhhh!
İyiki varsın,
Varsın dünyam dumanınla dolsun
Geçeceğine ömür, sevgi dilenerek!
***




[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

***Fakr-i Pirhâni***

Ağu 7, 2010 at 15:29 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · Leave a Comment »

Günahlarımla- – geldim kapına, – – Şefaat- – – Ya ResulAllâh
Geldim kapına- – merhametini- – umarak,- – Ya Rahmân Allâh
Şefaat- – umarak- – secdeye vardım Rahıym – – Ya Rahıym Allâh
Ya ResulAllâh- – Ya Râhman Allâh- – Ya Rahıym Allâh- – Ya Allâh (C.C)
***
İlim paylaşıldıkca – – büyüyen- – bir deniz,- – Ya Aliym Allâh
Büyüyen- – senin sevdan,- – gönüllerimizde- – Ya Vedûd Allâh
Bir deniz- – gönüllerimizde,- – kudret-i aşk- – Ya Hâlik Allâh
Ya Aliym Allâh- – Ya Vedûd Allâh-  [Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

Çek Git!

at 15:26 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · Leave a Comment »

Çek Git!
Kaçmak istiyorum;
çocukluğumla deniz kenarına
rengarenk taşları toplamalıyım
büyüyünce bağrıma basmaya…
***
Kumdan kale de yaparım,
güzel günleri saklamaya.
Biriktiririm deryayı minik havuzlarımda
sonra,
akıtırım dünyaya damla damla….
***
Veya;
kovama doldurur,
yavaş, yavaş paylaştırırım
gelecek zamanlara.
***
Sahi neden böyle küçücük ellerim?
oysa kucaklamak isterim bütün evreni
taşıyla, toprağıyla, kabuğuyla…
***
Sığdıramam;
midye kabuklarını torbama
ruhu olmayan bir beden tutunamaz kollarıma.
***
Her adımda hafif bir titreme,
tekrar tekrar yürürüm
kabaran dalgalara…
***
Sarılma at sineği bacaklarıma;
kana bulanmasın denizlerim
büyütme beni insafsızca.
Çek git!
***
Nurhayat Nalçacı


[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

Yalınayak

Haz 13, 2010 at 22:48 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · 1 Yorum »

 
İsyanlarımı bastırmaya çalışıyorum
göğsümün üstünde kilitli ellerim,
bilmem neleri boğuyorum
avuçlarımın terinde
iki kadın bir çocuk bitiveriyor dibimde
kadın ellerini uzatmış,
kolumdaki morluğu sorguluyor kendince
- Kör müsün be,
yüreğimdeki morlukları incelesene?
Söylenme öyle:
‘ delimidir ne? ‘ diye.
Deliyim anasını satayım,
deliyim,
öküzler elbise giyince.
Kulbunu kırdım dünyanın
attım denize
balıklar yuva yapsın.
Ben balık mıyım? yapışayım dehlizlere
boğuluyorum,
balık beyinlileri görünce.
Bütün akşamları yükledim güneşe
yaksın,
yaksın batışının ateşinde!
Geceler benim, geceler serin
açılıyorum;
ay görününce.
Sızım sız!
İnce ince kanayan bulutların göğsüne.
Emzir geceyi,
ak saçlarının çiğ taneleriyle.
Ağlıyor muyum ne?
deniz kabarmış,
sıkıyor yüreğimi ıslak elleriyle.
Gidiyorum;
terliğim yırtılmış, sürükleniyor sahilde
yalınayak!
bu gece de böyle işte….

Nurhayat Nalçacı

[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

İçelim…

at 17:00 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · Leave a Comment »

 
Offfff…!
Yine yanık kokusu geliyor mutfaktan;
bu kaçıncı demlik
kararmış kaynamaktan.
Yakan kim, yanan kim?
Bulut bulut içim.
Kimbilir kaçıncı denkleme dalmış beynim,
sonsuz eşitliğin neresindeyim?
Döndü dolaştı,
aynı nokta da kalemim.
Yeniden ateşte demliğim
bu sefer bardak bardak döküleceğim.
Ne ateşi yutan benim,
ne ışığı yakan
ne hançeri sallayan benim
ne yarayı dağlayan
ne soluğu tutan benim ellerim
ne yazıyı yazan.
ben ben diye anlatmak istediğim:
Hiç-liğim!
Demledi,
Buyrun içelim.

 
Nurhayat Nalçacı


[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

Oyyy Dünyam

May 29, 2010 at 00:24 in Genel by Nurhayat Nalcaci · Leave a Comment »

Hiç kırılmazdım, ağlamazdım, yanmazdım sana
ne olurdu bir günde baharı yaşatsan?
Hep kara kış,
ömrüme oyuk oyuk dolan.

Hani romanlarda yazar ya,
hani şiirlerde akar ya,
oluk oluk aşka boğulan
var mı? Öyle bir an…

Sahi var mı?
Hiç kış yaşatmadığın, doluların yağmadığı,
fırtınaların karartmadığı bir can…

Çok sormuşumdur kendi kendime
sen misin vefasız olan,
ben miyim, sudan çıkmış balık misali çırpınıp duran.

Gözlerimi bir kırpsam
ahhhhh!
bir uyansam,
uyansam bileceğim
boşa senin için çabam.

Bakma ardımdan!
Uzandım yıldızlara,
tutuşup elele kayacağız ufkundan.

Oyyy dünyam.

Nurhayat Nalçacı

[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

Mavzersiz Kelimeler

Nis 18, 2010 at 05:16 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · Leave a Comment »

Neden böyle az, böyle kısır kandiller?
bir avuç rengi kalıyor toprağıma
Alev alev yanıyor,
kanatsız pervaneler…
Vahalarda su, denizde kum,
bende aşk!
Seni çağırıyor,
yerde gökte melekler…
Bir dokunuşun bin ömre bedel,
Gel bu gece!
çöllerime sağanak sağanak yağ,
Göçmenay.
Nerede vuruluyor;
o, hep beklediğim Tek-bir ebâbil
çığlık çığlığa bebekler.
Kaç kilit daha var açmam gereken?
Ayak izlerini dolduramıyor bendeki heceler…
Dilimi tutamıyorum;
dökülüyor,
paslı demir tadında, mavzersiz kelimeler.
Tut ellerimden!
Kayıyorum Göçmenay.
Gün sana yangın,
gün sana susuz, izini sürer
senin için açar Mirâcım geceler…
Akıyor sesin iki hilâl arasında,
siliniyor tüm bedenler.
Kal bu gece ne olur,
gitme Göçmenay.
Bulutları sayıyorum,
ne zaman alnımdan öpecekler?
Yakamozlar yağıyor çiğ tanelerine
tut yüreğimden,
geliyorum Göçmenay.

 

Nurhayat Nalçacı

[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

Üzgünüm

at 05:13 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · Leave a Comment »

 
Çarpılmışım mercan kayalarına,
geç mi anladım?
Yoksa dönüşü yok mu bu çarpmaların?
Bıraktım dalgalara,
sürükledikleri yerde durur temâşa
belki,
hepsi kendi kendimi kandırmaca.

Bu gün;
süpürgenin tellerine takılmış,
sürüklenir ezeli istirahatgahına
gün – düz…gün, uykuda.
Secde kadar yakınken ruhun ruhuma,
niye hala yanıyor bu titrek lambalar?
akrebin kovanında.
Gece sarhoş, geleceğe yolculukta
Kaybolmuşum kumsalda….
Neredesin istiridye?
Kuruyor kum tanesi,
gittikçe uzaklaşan secdegahının uzaklığında.
Yıldızlar düşüyor,
asılıyorum yalnızlığa….
Yorgunum;
yalancı yakamozların ışıltısında
Vakitler dursun!
Yolculuk henüz başlangıçta.
Dilersen; inci olurum bağrında
dilersen, savrulurum okyanusa
Hasretin kanıyor,
günlerin, gecelere dikildiği ufukta
bırakıyorum kalemi,
yazdığı ilk ve son nokta,
sadece aşka.

Nurhayat Nalçacı

[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

*Kömürcü Çocuk

Nis 2, 2010 at 20:52 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · 1 Yorum »

Umuduydu;
Küllerin içinde parlayan kara ışık
Bir gecelik sıcaklık,
Veya üç beş kuruş harçlık.
İliklere işliyordu soğuk,
Griye bulandı hayalleri gibi
Anacığının ördüğü karlık.
Büyümüştü onyedisinde,
Kömür karası gözlerine, düşmüştü ağırlık
Sanırdın yaşı otuzbeş ya da kırk
Omuzlarında yükünden daha ağır sorumluluk
Üşüyordu;
Evde bacı gardaş, çoluk çocuk.
Güneş bile kaçıyordu,
Isıtamadığı küllü tepeden
Yola koyuldu,
Çektiği arabanın tekerleği kırık.
Bomboş sokaklarda yalpalayarak yürüyordu,
Yol uzun… yol kıvrık….
Hedefi;
Bir yudum uygarlık.
Oysa;
Bembeyaz yağan karın sardığı ülkede
Dağılmıştı eşe, dosta, yandaşa kışlık
Kara bir lekeydi çektiği
Bu muydu?
Ampullü, fenerli aydınlık!
Okumak istiyordu,
Yoklukla küllendi ufkundaki ışık.
Uyuştu yorgun bedeni,
Yüreği buruk,
Ayaklarında dondu ıslaklık
Tıkandı boğazına hıçkırık boğuk…. boğuk…
Kırgındı kardan  [Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

*Arya*

Şub 1, 2010 at 17:32 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · Leave a Comment »

*Arya*

Var ya;
ahhhhhh o anılar…
o anılar var ya,
Dimdik ayakta duracak
Hazanlar boyunca
Şiirlerde yaşayacak hafızama inatla!
Orda;

Ölü bir kelebek kadar asılıyım,
Karanlık sokaklarda……
Yıldızları küllendirdim
Yaraları dağlamakla.
Fırtına!
Saklanan kahkahaların ardına.
Şişelere sığmaz sarhoşluğu
Hala sayfa sayfa kalbimde yara.
Çatlatır tüm kadehleri
Nefsin zulmünden kaçarcasına…..
Burda;

Ruhum, çoktannn….. aktı yaradana
Lâle Lâle çağlayan sûr’da……..
Sen de Göm!
Sancıları çatlak topraklar kadar kuru zamana
Yeni bir ak karanfile uzan
Yaprak yaprak mutluluk açsın Nur’unda
Yorulunca;
Boylu boyunca uzan ‘B’ sırrına.*

Nurhayat Nalçacı

Bu şiirin hikayesi:
* ‘Kuran-ı Kerim’ in sırrı Fatiha’ da, Fatiha’nın sırrı ‘B’esmele de, ‘B’esmele’ nin sırrı da başında ki ‘B’ harfindedir.’ Hz. Ali  [Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

**Kahkaha**

at 17:29 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · 1 Yorum »

**Kahkaha**

İlk patlama;
Tek kahkaha.
Çek tetiği,
Vur yarama!
Saplanır fırtına,
Delilerde ağlar,
Kahkahayla…
*
Vur,vur,vur bir daha!
Acır sanma;
Uyuşmuş beynim,
Gümüş kurşunlarla.
Ne cennet ne cehennem umurumda,
Uzat beni tabuta
Yorgunum…
Anla!

Nurhayat Nalçacı





[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

***Eridim Cemal’inde***

at 17:28 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · Leave a Comment »

***Eridim Cemal’inde***

Ömrümde yalnızlığı hiç hissetmedim
Daima sen vardın benim derinlerimde
Kalabalıklardan bunaldım, özledim de
Kimsesizliği sevdim, kalabalıklar içinde
Kavuşmak için bâd-ı sâbâ’da Cemâline.

Yüreğimde korkuyu hiç hissetmedim
Sevdan ağır geldi cehennem tariflerine
Yanıyorum zaten her an aşk ateşinle
Cennetleri de özlemedim, dilemedim
Gördüm rüyalarımda, Resulün Cemâlinde

Utandım, eridim, acizliğimi hissettim,
Dalınca dünya sevgilerine, dertlerine
Sonra, Affının yüceliği geldi yüreğime
Lütfû’nun seher yellerinde serinledim
Vedûd’sun Vedûd’sun Vedûd Cemâl’de

Nurhayat Nalçacı

[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

Yorum/Yâkin

Oca 13, 2010 at 00:56 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · 1 Yorum »

Yorum/Yâkin

İlim ile geldi;
Dağların zirvesine.
Bir zaman avundu,
Bilmek iyi geldi dervişe.
Yamaçlara seslendi:
Gelin! Gelin!
Önder olayım size.
Böylece döndü durdu
Kendi çemberinde…
Masivayı gördü;
Dövündü öteye yol yok mu? diye
Mağarana dön!
Dedi ses,
Yürüdü derinlerine……
Ateşi buldu,
İnsan şeklinde.
Sırma saç, badem göz
Yandı yakıldı hasretiyle.
Ateş gül oldu gözüne,
Atıldı içine,
Boyandı rengine…..
Aşığım!
Dedi, kendi kendine.
Ateş nefsi, aşk kendi
Yol nerde?
Akıverdi zemheriye
Üşüdü ölesiye…
Bildi:
Daha çokkk yol vardı,
Ötelerin ötesine…

Nurhayat Nalçacı
27.02.2009


[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

Adı Sen

Kas 25, 2009 at 14:02 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · 1 Yorum »

Adı Sen

Çok sevgiler yaşanır, belki hayatta
Ağlanır….
Gülünür………..
Belki kavuşulur,
Belki hasretle ölünür amma
Hiçbir sevda yerini alamaz
Adı sen,
Adı ben,
Adı biz!
İşte gerçek sevda.

Öyle sebepsiz bir sevgi duyarsın ya
Ölee işte
Sesini duymasan da
Şiirlerinden seversin ya
Öyle bir sıcaklık duyar, ısınıverirsin ya
Hani dostluk var ya
İşte o en büyük değer hayatımda

Nurhayat Nalçacı



[Devamini Oku →]

Nurhayat Nalcaci

Nurhayat Nalcaci tarafından

Ömrün Bu Son Demi

Eyl 30, 2009 at 08:47 in Şiir by Nurhayat Nalcaci · 2 Yorum »

Güneş daldırmış bulutlara gözlerini,
deniz saklanmış kuytu bir koyda
sessiz sessiz ağlar gibi.
Geçiyor ömrün bu son demi,
bir daha,
bir daha hiç gelmeyecek
yaz gülleri.

Ahh eylül!
Şairlerin mevsimi,
sanki bizim için doğmuş,
sapsarı damlayan ahengi.
Bağrında binbir hasret,
vedaların, gitmelerin
yalnızlıkların sessiz sesi.

Gitme!
gitme kal yüreğimde,
hüznünle, hasretinle, gözyaşınla
sevdim seni.

Nurhayat Nalçacı



[Devamini Oku →]