Mehmet Beyazit için olan arşivi geziyorsunuz.

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

Seni Sevdiğim İçin Affet Beni

Oca 7, 2012 at 03:24 in Aşk Şiirleri by Mehmet Beyazit · 3 Yorum »

Sen orada;
Sözlerim ateş gibi düşerken
Her defasında anlayışına
Bir suskunluk sarıyor bedenini hep
Gözyaşların kirpiklerine düğümleniyor
Yüreğin titriyor
Gözlerin çakılıp bir noktaya
Öylece kalıyorsun
Biliyorum…

Ben burada;
Seni sevdiğimi haykırırken duvarlara
Bir ürperti doğuyor içime
“Hiç sevmeyecek seni yüreğim…”
Deyişini hatırlıyorum
Susuyorum
İçin için ağlıyorum
Sensizliğime yanıyorum
Razı olup yokluğuna
Hasretinle yaşıyorum…


[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

Gitme Diyorsun Bana

Ara 30, 2011 at 20:21 in Aşk Şiirleri, Şiir by Mehmet Beyazit · 2 Yorum »

yapma çocuk
yüreğim sıra dağlar
yüreğim sessiz
kulak kestim yüreğinin sesine
gitme diyorsun bana

yapma çocuk
ne sevdam senden
ne sen sevdamdan
sevdamın son sayfasında sen varsın inan
en sarısında, en baharında sen
gözyaşları yetmez bu aşkın sonuna
gitme diyorsun bana



[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

“Evveli Aşk Ahiri Aşk Vesselâm…”

Eyl 19, 2010 at 23:46 in Deneme by Mehmet Beyazit · 1 Yorum »

AH... MİNEL AŞK...

AH… MİNEL AŞK…

Şair Hayalî:

“Yâr ile halvet ol cisminde canın duymasın

Hâlet-i aşkın hikâyet kıl zebanın duymasın…”





[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

Kültür İklimleri, Sanat ve Sanatçıya Dair…

Eyl 18, 2010 at 20:12 in Makale by Mehmet Beyazit · 3 Yorum »

Kültür iradi bir olgudur ve insana mahsustur. Her sanat da bir kültür ürünüdür. Elbette tiyatro da böyledir. Hem de diğer sanat dallarından çok daha fazla böyledir. Çünkü tiyatro; insanı, insana, insanla, insanca anlatan sanatın adıdır. Olmazsa olmazı “insan” olan tek sanattır.



[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

HİLÂLİM…

Eyl 17, 2010 at 22:01 in Şiir by Mehmet Beyazit · Leave a Comment »

BENİM BİR KIZIM VAR ADI; HİLÂL

YÜKLEDİM ONA UMUTLARIMI

DEDİM HAYAT: “YA ÖLÜM YA İSTİKLÂL”

EMANET ETTİM YARINLARIMI…





[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

HİLMİ BEY…

Eyl 14, 2010 at 02:06 in Öykü by Mehmet Beyazit · 2 Yorum »

Artık her şey bitmek üzereydi; kıpır kıpır dudakların okuduğu dualar göz yaşlarıyla sulanmış, Tanrı’dan rahmet dilenmişti…

Yetmiş yaşındaydı. Yetişkin torunları bile vardı. Yakınları, akrabaları, dostları ona karşı yapabilecekleri son görevlerini de tamamlamış, hüzünlü bir sessizlikle mezarlıktan ayrılmaya hazırlanıyorlardı…



[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

GÖRÜŞ GÜNÜ…

Eyl 13, 2010 at 21:28 in Şiir by Mehmet Beyazit · Leave a Comment »


 Bir karenin içine hapsettim seni bilesin

Yoksun artık bende

Artık sana ait ne varsa

O karenin içinde





[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

GERİ DÖN…

at 08:02 in Şiir by Mehmet Beyazit · 1 Yorum »


 Sen gittin 

        evim sessiz

        ben kimsesiz

                kaldım





[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

Yüreğime Kar Yağıyor…

Ağu 30, 2010 at 02:38 in Şiir by Mehmet Beyazit · 2 Yorum »


“Hava çelik bir ustura gibi
Dışarda kar yağıyor
Zemherinin en acımasız günleri
Dışarda kar yağıyor
Öyle masallardaki gibi incecikten
Lapa lapa, döne döne, buram buram
Dışarda kar yağıyor
Hava soğuk
Soğuk
Çok soğuk çok…”




[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

Kaçışlar (tefrika) / 1

Ağu 26, 2010 at 17:44 in Öykü by Mehmet Beyazit · Leave a Comment »

(askeri hikayeler)
Kaçışlar (tefrika) / 1
Acildeki doktorlar kan içindeki bir askerin başına toplanmışlardı. Uğraştıkları asker beyaz meşinden bir sedyenin üzerindeydi. Ama yattığı yer, artık beyaz değildi. Vücudunun değişik noktalarından kan mı sızıyordu ne? İstenç dışı geri çektim kendimi… Kan kimi yerde kendine yol bulmuş aşağı doğru süzülüyor, kimi yerde de askerin gövdesinde iri iri duruyordu. Asker sesini, hiç çıkarmıyordu. Yoook… Çıkartamıyordu.
En kıdemli olduğu belli olan doktor, onu yaşatmaya çalışıyor gibiydi. Üstüne üstlük kızgındı fazlaca… Ağzından çıkan her söz kısa kısa, kesik  [Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

Kızıma Mektuplar – 2

Ağu 9, 2010 at 12:40 in Mektuplarınız by Mehmet Beyazit · 3 Yorum »

Canımdan aziz saydığım sevgili kızım;
Bugün 13 Temmuz 2001… Saat: 06.oo…
Ve ben hâlâ dün gece saat 21.oo`de oturduğum bilgisayarımın başındayım… Günün ilk ışıklarıyla beraber yeni bir sayfa açtım ve senin için yazmaya başladım…
Senin için bir şeyler yazmak çok kolay. Çünkü yazmanın en zor yanı, ilk cümleyi bulmaktır. Sana yazmak için benim böyle bir sıkıntım yok.  Benim ilk cümlem hazır. Senin duymaktan bıktığın, benimse her söylediğimde bir öncekinden daha büyük bir haz duyduğum, o meşhur cümle ve işte satır başı…
“Seni çok seviyorum  [Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

ÇANAKKALE’yi ANMAK MI ANLAMAK MI? / 1

Haz 9, 2010 at 15:52 in Genel by Mehmet Beyazit · 3 Yorum »

 

“Efendiler,

yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize,

görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun,

en evvel ve her şeyden evvel, Türkiye’nin istiklâline,

kendi benliğine, millî ananelerine düşman olan

bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.

Dünyada, uluslararası duruma göre

böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevi unsurlara sahip olmayan kişiler

ve bu nitelikteki kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur.”

(1922 )

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK

[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

ÇANAKKALE’yi ANMAK MI ANLAMAK MI? / 2

at 15:19 in Atatürk Köşesi, Türk Tarihi by Mehmet Beyazit · 2 Yorum »

“Efendiler,
yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize,
görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun,
en evvel ve her şeyden evvel,
Türkiye’nin istiklâline, kendi benliğine,
millî ananelerine düşman olan bütün unsurlarla
mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.
Dünyada, uluslararası duruma göre
böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevi unsurlara sahip olmayan kişiler
ve bu nitelikteki kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur.”



[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

İKİ DAMLA GÖZYAŞI

May 31, 2010 at 09:47 in Genel by Mehmet Beyazit · 1 Yorum »

1.

Dün

gece

düşümde

gördüm seni

yemyeşildi gözlerin.

Ötelerden bir ihtiyar seslendi:

“Ey oğul” dedi “gözyaşı rahmettir

yeşil rahmetin rengi.”

Ben de rahmetine daldım

ve sabahı muştulayan

bir ezan sesiyle uyandım

aklımda sen

gönlümde sen

dilimde sen

vardın

…..

.

 

2.

Bırakıp hayalini

gitmişsin gözlerimde.

Ne zaman aynaya baksam;

[Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

ELVEDA NEFRETİM

at 09:35 in Genel by Mehmet Beyazit · 1 Yorum »

Sen

Sen meyhaneyi bilir misin sevdiğim

Nereden bileceksin

Oysa ben

Ben senin için

Kölesi oldum oranın

Çünkü orada kaybolan umutlar

Unutulanlarla kadehlere dolar

 

Hani bir gün

Yağmurlu bir gün

Ne demiştim kızgınlığımda

Yalvararak sana

 

“Bari üç akşam sürdürdüğün

Aşklardan farklı olsun bu sevda

Bir başka günün ışığı yansın

Bakışlarında kızıl dudaklarında”

 

Olmadı

Halbuki  [Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

YAKIN TARİMİZDE KADIN KAHRAMANLARIMIZ – 1 / NENE HATUN

May 25, 2010 at 05:44 in Genel by Mehmet Beyazit · 3 Yorum »

SER MÜCAHİDE NENE HATUN

(1857) – (22.05.1955)

Aziziye tabyası denilince akla Nene Hatun gelir. Aslında, “Nene Hatun” bir rumuzdur. Bir yeniden doğuşun, bir şahlanışın, bir kıyamın remz’idir. Daha sonra bütün İslâm-Türk kadınlarının, topyekün bir milletin hatta İslâm ümmetinin sembolü olur. O bir rol modeldir. Ne zaman, nerede nasıl olunması gerektiğini, ne yapılması gerektiğini ve nelerden vazgeçilebileceğini ve neye sarılıp sahip çıkılması gerektiğini anlatan, öğreten bir sembol…

Nene Hatun 1857 Erzurum  [Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

ERZURUM TABYALARI ve AZİZİYE RUHU

at 05:02 in Genel by Mehmet Beyazit · 1 Yorum »

Sultan Abdülmecid zamanında (1852-1856) yılları arasında yaptırılan Aziziye ve Mecidiye Tabyaları, Osmanlı-Rus Savaşlarında en önemli rolü üstlenmiştir. Özellikle Aziziye Tabyasında cereyan eden hadiseler “Çanakkale Ruhu”nun tohumlandığı yerdir.

“Çanakkale bizim için neyse Aziziye Tabyası da odur” diyen gazeteci/araştırmacı/yazar Akif Emre, “Aziziye Ruhu” başlıklı yazısında:

“(…)Bir şehrin, yere serildiği anda bile maddi şartları hiçe sayarak yeniden dirilişini din  [Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

ÜSTEĞMEN KURTOĞLU…

May 19, 2010 at 13:47 in Genel by Mehmet Beyazit · 3 Yorum »

Namlu astsubay; günlerdir uyuyamıyordu. 3′ncü komando bölüğünün bölük başçavuşuydu… Geceleri bir türlü gözünü uyku tutmuyordu. Evinin balkonuna çıkıyor, gecenin karanlığına dalıyor, belli belirsiz ufku kaplayan şehrin hakimindeki dağa, gözlerini perçinliyordu…

……………………

Dağda bir Mehmetçik; komando… Köylü çocuğu… Yüreğinde köyde yolunu gözleyen yavuklusunun sevdası, soğuğun, ayazın farkında bile değil cayır cayır yanıyor. Diline pelesenk ettiği bir türküyü mırıldanıyor:

“Dağlar seni delik delik delerim…”

Birkaç adım ötesinde başka bir komando; Onur çavuş… İstanbullu… Yani şehir çocuğu… Lise mezunu… İsmiyle müsemma; onurlu mu onurlu…  [Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

SUSMA NE OLUR…

May 5, 2010 at 22:05 in Anı Yazılarınız by Mehmet Beyazit · 1 Yorum »

Yıllar önce bir kitapta mı okumuştum yoksa birisi mi anlatmıştı şimdi hatırlamıyorum. Dünyanın neresinde olduğu bilinmeyen bir ülke varmış. Çok güzel bir ülkeymiş burası. Yemyeşil ormanları, ormanda ötüşen kuşları, uçuşan kelebekleri, şırıl şırıl akan dereleriyle adeta yalancı bir cennet gibiymiş.

Orada güneş bir başka türlü doğarmış. Isıtırmış ama yakmazmış. Çok parlakmış ama kör etmezmiş. Dileyen yüzünü güneşe çevirip ona doya doya bakabilirmiş. Geceleri de bir başka güzelmiş. “Yıldızlı semalardaki haşmet” insanın içine öyle bir coşku verirmiş ki yürek  [Devamini Oku →]

Mehmet Beyazit

Mehmet Beyazit tarafından

SEVGİ YA DA SEVGİSİZLİK ÜZERİNE BİR DENEME…

at 00:21 in Anı Yazılarınız by Mehmet Beyazit · 1 Yorum »

Annesi Yahudi, babası Boşnak kendisi İzmirliymiş. -O kendini böyle ifade ediyordu.- Yirmi dokuz yaşındaydı. Üç yaşında bir oğlu vardı. Oğlunun babası Malatyalı, evli bir adammış. Çocuğunu doğurduktan sonra “ya o ya ben” diye diretince adam karısını tercih etmiş.
– Benim kimseye ihtiyacım yok… Böyle daha iyi… Özgürüm… İstediğim gibi yaşıyorum… Kimse bana karışamaz… İstediğimle birlikte olurum, derken yüzünde sahte bir güven ifadesi vardı.
Karşısında onu büyük bir dikkatle dinleyen Tarık’ın gözünden kaçmamıştı bu ifade.  [Devamini Oku →]