Gülay GÖKTÜRK

tarafından

Yuvasız Kuşlar Gibi Bekleyeceğim

Eyl 2, 2010 at 14:40 Kategori: Şiir Yazan: Gülay GÖKTÜRK

Image and video hosting by TinyPic
yollarımız ızdıraplı geçitlerin sahnesinde ilerlerken
insan olmanın sevgiye pişmenin haritasını çizer
aşk davası yapmış aşka her öfkelenişlerimiz yanık izler bırakır
yıllar öncesi tanınmış sevgiliye köz köz söz söz eman verir
sevgiden ayrılan kalp ızdırap duyar çünkü ebediyat vardır
kalbimiz zaman aşımına taşınsa bile devamlı yeşil kalması için
korunmasına karşı tüm tehliklerine tohum bırakır
kendi yeşiline güzelleşir gül sebeplerince
sevgin bülbül ise gül bahçesindesindir
sevgin gül ise gülizar bahçesinde bülbülsündü


beni sızlatan sevgili ! sevgin gül mü, bülbül mü
dağların eteklerinde açan bir gülüm
eteklerime düşmüş binlerce kuş sürüsü
sen hangi dağın kuşusun ki, bahçemde aşk oluyorsun

bil ki yaşanmış ecel gibi ağlıyorum
yolun düşerse dağlarıma
ümitsiz hasret pençesi penceremde
yuvasız kuşlar gibi bekleyeceğim

sensiz sessiz sakin duruşuma bakma
sızlıyor her yerim seni yazarken
suskun kelimelerimi gecelere saklıyorum
özgür bırakamıyorum sözlerimi
tutuyor kelimelerim her bir yerimi
maskelerden fırçamı konuşturuyorum
keşkelerini topluyor keşke iki fırça darbesiyle
tüm hasret yollarını kapatsam diyorum

kaybolsam da hecelerde sanmaki sus_um sana
bırak yazılanlar kalsın kalbimin kenarında
bırak yıldızlardan sallansın buselerim sevgili
bırak süzülsün kuşların direnişleri
simurg direnişi, direnişlerim derinleşsin yüreğime

boyun borcum olsun sevdalı yarınlar

can sıkışmış ömrüme tut ki, kırılmasın
tut ki, baharda başımı döndürsün, yuvasız kuşlar
gülizar gönlüm şeydasına açsın

gök kubbenin aşk merdivenlerine inat yazacağım yar

gecenin karanlığına kürek çekip, sallanacağım yar
kaç eylül_baharı geçse de eylüller sanma ki hüzün verir
dökülür
sökülür
gömülür
top top
toz toz
haz haz
naz naz
ince ince
yazılır sarı yaprakların mihricanlı sayfalarına
öpülmemiş ıslaklığım hala dudaklarına nemli
dokunamadığım uzaklar birikimlere ıslak
dokunamadığın dudağım kanıyorken tenime

olsun bedenime tırnaklarımı batırır kan olurum

olsun aşkın saati yoktur yelkovan aklı aşk olurum
olsun geceler kayıp olsun kirpiklerime saklarım
olsun bahar çilesi “yuvasız kuşlar” gibi bekleyeceğim
yeter ki, onursuz olmasın aşk; duydun mu, ey aşk?!.
Gülay GÖKTÜRK

14 responses to Yuvasız Kuşlar Gibi Bekleyeceğim

  1. Hilâl Erboyacı said on 02 Eylül 2010

    bilki yaşanmış ecel gibi ağlıyorum

    yolun düşerse dağlarıma

    ümitsiz hasret pençesi penceremde

    yuvasız kuşlar gibi bekleyeceğim
    ……………………
    Gülay’cığım, şiirin tümü çok güzel, bu bölümü almamın nedeni ‘yaşanmış ecel gibi ağlıyorum ‘ bu ve bunun gibi harika bir anlatımla bezediğin yürek sesini kutluyor, çok çok sevgilerimi gönderiyorum…

  2. Omer Faruk Husmullu said on 02 Eylül 2010

    Zevkle okudum. Kutlarım. Saygılarımla.

  3. Gülay GÖKTÜRK said on 02 Eylül 2010

    yaşanmış şelbet bilmek
    çok teşekkürler ruhum sevgimle öptüm

  4. _direnis said on 02 Eylül 2010

    Gülayımızdan ernfes bir şiir daha

    yürekten kutluyorum

    selam ve saygılar yollandı uzaklardan…

  5. Emine Pisiren said on 02 Eylül 2010

    sensiz sessiz sakin duruşuma bakma
    sızlıyor her yerim seni yazarken
    suskun kelimelerimi gecelere saklıyorum
    özgür bırakamıyorum sözlerimi
    tutuyor kelimelerim her bir yerimi
    maskelerden fırçamı konuşturuyorum
    keşkelerini topluyor keşke iki fırça darbesiyle
    tüm hasret yollarını kapatsam diyorum
    ***
    Sevgili Gülay,Gül Kokulu Yürekli İnsan,
    Şiirinizi okurken bir su gibi, duraksadım yukarıdaki dizelerinize gelince.
    Ve sordum kendime;
    “Asıl olan sevgimizi tüm ruhumuzda hissederek yaşamak varken, neden takıyoruz o gurur maskelerini?” diye…
    Keşkelerin yükü ne ağırdır o “vicdan” dediğimiz iç sesimize…
    Kendimize sakladığımız olumlu tüm duygularımızı sevdiğimize sunamadığımıza hayıflanıyoruz, gün geçtikçe…Zaman bile kifayet bulmuyor, o aşkı teraziye koymadan, giydirdiğimiz yargısız infazlarımızla…
    Teşekkürler şairem…
    Yüreğinize sağlık…

  6. Gülay GÖKTÜRK said on 03 Eylül 2010

    Ömer Faruk Hüsmüllü

    değerlidir varlıklarımızı
    kendi varlıklarından üstün bilenler
    teşekkürler varlığınızın değerine

  7. Gülay GÖKTÜRK said on 03 Eylül 2010

    değerli
    direnis

    yürek sesi çıpınışlardaysa
    işte o
    ebediyat vardır
    çok teşekkürler selam saygılar Ankara,dan lahaye

  8. Gülay GÖKTÜRK said on 03 Eylül 2010

    sevgi insanı can insan
    Emine Pisiren

    yürek sesime tercüman
    duygu selime heyacan
    maskeler içinde heyacan
    iç sesim eş sesim hani nerde duy sesim
    evet yaşamalı
    sevgiden ayrılan kalp ızdırap duyar çünkü ebediyat vardır
    varlığın sesime ses olur sanki içsesim okunur
    çok teşekkürler sevgimdesin ince ruhun üşümesin

  9. Ercan Kızılay said on 03 Eylül 2010

    Sevgili Gülay;

    İçinde- yer yer-müziğinin tınısını düşürse bile,şiirin öç alma duygusundan uzak,soylu bir direnişi yansıtıyor.Beğendim.
    Not: Soru takıları (mi,mu,mı,mü), “dahi” anlamındaki (de, da) ile “ki” bağlacını sözcükten ayrı yazabilsek !

  10. Emine Pisiren said on 03 Eylül 2010

    Sevgili Ercan Bey,
    Sizin yorumlarınız, ruha duş tesiri adeta…Araştırmaya, düşünmeye ve daha iyiye yol almaya cesaret verici önerileriniz.
    Sevgili Gülay Almanya doğumlu ve Türkçe’si her şeye rağmen çoğu insandan mükemmel, kalemi göz iştahımızı arttıran, duygu yoğunluğunda gönül topraklarımıza tesadüf gelen bir gönül dostumuz.
    Önceleri “Türkçe’yi tam kullanamıyorum, ya yanlış yaparsam, vb” düşüncelerini bana yansıttığı zaman, ürkek bir serçe telaşındaydı. Şimdi o serçe değil, adeta gül dalında şakıyan, duygu duygu gönül tellerimize değen bir bülbül oldu.
    Zaman zaman editörlük görevlerimi ihmal ediyorum, son günler sitemizde sizlerden ıraklaşıyorum, bu konuda sağlığım el vermiyor kimi zaman, sizlerin affınıza sığınırım…
    Sevgili Gülay, bazen bende “ki-mi,de,da” özürlüsü olabiliyorum.:))
    Hatta, bu konuda Nazım Güvenç Hocamızın Türkçe defterindeki notumu da çok merak ediyorum:)))
    Değerli Ercan Kızılay kalem dostumuzun anımsatan yüreğine koca bir teşekkür…
    Sevgi ve ışıkla

  11. Gülay GÖKTÜRK said on 04 Eylül 2010

    Teşekkürler

    severim sizin

    o yarmadan yormadan yıkmadan

    kamçılayan sözlerinizi

    şair demiş gül suçlu suçsuz

    şairem gülüm suçsuzdur kelimelerin hatası yok

    gül hatalıyım bilirim türkçemin güzelliğinden olsa gerek

    henüz ham bir meyveyim yürüyorum has Türkçemin yazılımına yıllanarak

    üzülürüm Nazım Güvenç Hocamızın Türkçe defterindeki bilgi verimini dağarcığıma

    yerleştirdiğim halde yazmalar akıp gider farkına varmadan

    sıfırlara sıfır çekme zamanı aman duymasın

    üzüldüğüm gene o dur ki

    soru u takıları (mi,mu,mı,mü), “dahi” anlamındaki (de, da) ile “ki” bağlaçların püf noktaları

    gönül esintisi deli çıkınıma zarar vermesin

    karpuzdan gemiler yapar yürütürüm genede

    ve editörüm şairem bilir korur her bir yazarını şairini

    bilir ki o onları daha iyiye doğru kamçılayacaktır

    bilmelisiniz ki Türkçemin ehli kişilerinden eleştirilmek

    en denisine götürecektir

    bilirim endimi bildirene teşekkürler

    nice ışıklı köprülerde beraber olmak dileğiyle

    sevgi saygılarımla

  12. nursel said on 04 Eylül 2010

    Gül bahçesi olan yüreğinin köşesindeki sitemkar duygular kırıntılar halinde dökülmüş dizelere, sevgi mutluluk rüzgarlarının senden yana esmesi en büyük dileğim

  13. nursel said on 04 Eylül 2010

    Keşkelrin yükü ne ağırdır o vicdan dediğimiz iç sesimize kendimize sakladığımız olumlu duygular sunamadığımıza hayıflanıyoruz ,gün geçtikçe zaman bile kifayet bulmuyor,o aşkı teraziye koymadan,giydirdiğimiz yargısız infazlarımıza, ne ince manalar ifade ediyor emine hanım bir anda sayfalar dolusu yazılar yazabilirim diye düşündüm yüreğimizin sesine tercüman oldunuz adeta saygılarımı gönderiyorum

  14. Gülay GÖKTÜRK said on 06 Eylül 2010

    canım arkadaşım can_omm
    bilirsin ne güzel söylersin
    dileklerini bağlamalıyım dilek ağacıma
    teşekkürler gül yüreğim
    sevgimdesin öptüm

Yorum yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.