Omer Faruk Husmullu

tarafından

Küçükçekmece’de Bir Sabah…

Eyl 6, 2010 at 16:31 Kategori: Anı Yazılarınız Yazan: Omer Faruk Husmullu

Image and video hosting by TinyPic

(1980’li yıllar)

Sabah olmuş, kuşların cıvıltılarından anlıyorum bunu. Tatlı tatlı cıvıldaşıyor serçeler… İleriden bir uğultu geliyor kulaklarıma, bunu bir arabanın kornası takip ediyor. Yırtıyor ortalığı, dağıtıyor cıvıltıyı bu mekanik ses. Hava tazelenmiş, mis gibi toprak kokuyor; ileride çimenlerin üzerinde  bir koyun yatıyor, ağaçlar hafif hafif yapraklarını değdiriyor birbirine … Rüzgar kendinden oldukça emin, esiyor sakin sakin. Motor sesleri karışıyor doğaya zorbaca…

 **

Toprak yolu görüyorum; basık ve gariban; hemen yanındaki asfalt yol ise heybetli ve ukalâ, simsiyah, sanki kendini beğenmiş bir zebani…

Yolun bir  tarafında yaşam yolunun sonunu gösteren  Cenaze İşleri Müdürlüğü; kapısının önüne park etmiş üç araba; hepsinin de içinde boş tabutlar. Arabaların yanındaki binadan su sesleri geliyor, belli ki bir ölü yıkanıyor. Bir adam orta uzunlukta kesilmiş tahtaları koyuyor tabutların yanına.

Yolun öbür yanında ise yaşam yolunun başka bir işareti var: Evlendirme Dairesi. Beyazlar içinde, alkışlar arasında  siyah takım elbise giymiş  damatların kolunda gelinler, bir yukarıya çıkıyorlar bir aşağıya iniyorlar; görmeden, fark etmeden cenaze arabalarını. Belki de cenazeler de o beyaz gelinliklerin ve siyah takım elbiselerin farkında değiller.

**

Evlendirme dairesinin hemen yanında iki katlı bir bina, üst katında bir lokanta. Kadehler kaldırılıyor durmadan, ama belli değil ölüme mi, düğüne mi?  Lokantanın tam karşısı çocuk bahçesi. Rengarenk menekşeler, sardunyalar bu bahçede…

Çocuklar, çiçekler, ölüler, gelinler ve damatlar… Dönüşüm, kendiliğinden kendini gösteriyor, belki tesadüfen  bir araya gelmişler; ama anlayan kim?…

**

Gölün üzerine incecik bir sis tabakası, sanki postu sermiş gibi. Gitmeye hiç niyetli görünmüyor. Firuzköy alacalı bulacalı görünüyor gölün ardında. Evler göle doğru eğilmiş, ağaçlar ise tersine. Köprünün kıyısı boyunca ufacık kaya balıkları koşuşturup duruyor, yedi-sekiz yaşlarında bir çocuk onları yakalamak için oltasını atıyor. Küçükçekmece gölünde bir balıkçı yarı uykula ağlarını topluyor; arada bir, ağa takılan turnalar çırpınıyor…

Bir martı, geçmiş beş tane ördeğin başına  birlikte yüzüyorlar. Ördekler kahverengi, martı ise kirli beyaz. Önceleri onu da ördek sanıyorsun, ama  havalanınca anlıyorsun olmadığını. Bir kaç tur atıyor havada, gene geçiyor ördeklerin başına. Altısı birden başlıyorlar kafalarını suya daldırmaya. Av mı, banyo mu?

İleride bir kefal sıçrıyor suyun üstüne; orada  giderek büyüyen halkalar oluşuyor  önce, sonra da kayboluyor  yavaş yavaş. Kefal bir kere daha atlıyor, bir kere daha…  Belli ki gösteri yapıyor. Umutlanıyor ellerinde çırpma adını verdikleri oltalarıyla kefal avına çıkmış gençler. Köprünün üzerinden alttaki suya savuruyor hepsi et çengeline benzeyen oltalarını.

Hadi rast gele….

5 responses to Küçükçekmece’de Bir Sabah…

  1. Gülay GÖKTÜRK said on 06 Eylül 2010

    Çocuklar, çiçekler, ölüler, gelinler ve damatlar… Dönüşüm, kendiliğinden kendini gösteriyor, belki tesadüfen bir araya gelmişler; ama anlayan kim?…

    tüm günün özeti..
    böylesi bir gün kaç kişiye nasip olur

    Hadi rast gele….
    teşekkürler emeğe
    saygılar
    ışığınız sönmesin

  2. Omer Faruk Husmullu said on 06 Eylül 2010

    Öncelikle (tek tek yazamasam da; lütfen hoşgörün) yazılarıma yapılan değerli yorumlar için teşekkür etmek istiyorum.
    Bir de yazılara eklenen resimler/fotoğraflar konusu çok dikkatimi çekiyor. Yazı ile uyum sağlayan öylesine resim/fotoğraf seçiliyor ki hayran olmamak elde değil.
    Buradan bu işi yapan arkadaşın; yazıları çok iyi okuduğu, anladığı ve değerlendirdiği sonucunu çıkarıyorum. Tabii bu işi yapanın yeteneğini de gözardı etmemek gerekiyor.
    Bu konuda emek harcayan arkadaş ya da arkadaşları kutluyorum.
    Saygılarımla.

  3. Hilâl Erboyacı said on 06 Eylül 2010

    Değerli Ömer Faruk Hüsmüllü, tezatlar üzerine birbirini takip eden bir hayat.Biri olmadan diğeri olmayan…Doğanın dengesinde kabullenmek zorunda olduğumuz kurulu bir düzen var.

    Bu yazı çok derinlere götürüyor insanı, çok etkilendim. Çok teşekkürler, saygı ve selamlarımı gönderiyorum.

  4. Hilâl Erboyacı said on 06 Eylül 2010

    Teveccühleriniz için çok teşekkürler. Beğenmenize çok sevindim. İnanın yazılarınız benim için o kadar değerli ki çoğu zaman resmi seçerken ellerim titriyor herhangi bir yanlış yapar mıyım diye. Çok saygı ve selamlarımla ….

  5. Omer Faruk Husmullu said on 06 Eylül 2010

    Hilâl hanım, beğenmek ne kelime? Çok şahanesiniz… Saygılarımla.

Yorum yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.