Omer Faruk Husmullu

tarafından

Gölgeler

Eyl 3, 2010 at 00:56 Kategori: Deneme Yazan: Omer Faruk Husmullu

Image and video hosting by TinyPic

Gece oldukça sessiz ve tenhaydı, ama gene de hafiften esen rüzgarın oynattığı yaprakların çıkardığı hışırtı, kulaklara ulaşamıyordu. Bir şey doğuyordu, lakin daha kimsecikler doğduğunu anlamadan o yok oluyordu. Diğerlerini de aynı son bekliyor olmalıydı. Bu var oluş ve yok oluş savaşının taraftarları sonsuz bir mücadelenin kansız; fakat korkunç neticesini alabilmek için yaptıkları uğraşın yararını görebilme umudunu hâlâ yitirmemişlerdi. Bu isteksiz, ihtirassız, gayretsiz ve belki de umutsuz, kendilerini anlatamıyormuş gibi görünen varlıklar arası savaşın nedenleri ne olabilirdi?

Gök yüzünde bir yıldız kayıyordu, daha doğrusu serseri bir gök taşı intihar etmeye karar vermişti dünyanın atmosferinde. Bilinmeyen bir diyardan bilinmeyen bir diyara yorgun bir yolcu son sefer hazırlıklarını isteksizce de olsa tamamlamışa benziyordu. Gidecekti, gitmesi gerekti. Bu yolculuğun dönüşü olmadığını bilse de gene gidecekti. Kader bir yol çizmişti kendisine, ama galiba biraz isteksizdi!

Karanlık güzeldi, serin ve temiz bir hava sarmıştı etrafı. Bitkin insanlar gündüzün verdiği yorgunluğu gecenin sırtına yüklemek amacındaydılar. Tümünü yutmak istercesine bırakıyorlardı kendilerini gecenin koynuna.

Çılgınca bir dönüş ve alabildiğine korkunç bir bekleyiş başlamıştı. Niçindi bu dönüş, niçindi bu bekleyiş? Normale ulaşmak, iyi ile kucaklaşmak, zamanın akış seyrini izlemek var iken; dönüş ve bekleyiş mefhumlarının esiri olmak; ıstırap, korku, umutsuzluk veren bir âlemin bekçisi olmak niye?

**

Ey, ruhun kötü emelleri yeter artık; bırak yakamızı, senin çirkinliklerine, senin  anlamsızlıklarına alet etme bizi! İstemiyoruz aşkı, istemiyoruz güzellikleri, istemiyoruz umudu, yani bahşettiğin o yaşamı istemiyoruz. Senin iğrenç aşkının “günah çocuğu” olduğumuz için senden gelecek olan hiçbir şeyi istemiyoruz. Bize “bizi” ver, yeter!

**

Ağlayan çocuğum, niçin bedbaht ettin kendini bir hiç, bir boşluk uğruna? Bak, sana gülen, seni kucaklayan, seni yeniden  canlandıracak olan; sana tertemiz bir ruh, tertemiz bir aşk verecek olan yitik ümitlerin tanrısı seni bekliyor. Haydi, durma, ona doğru koş! Göreceksin, aradığın her şey var onda.Sana sunulan bu son kurtuluşu tepme, onunla bütünleş, onunla “bir” ol!

 

**

“Belki” diyordu bir gölge. Bu “belki” ye katıldı diğer bir gölgenin “belki” si; onu takip etti tüm gölgelerin “belki” korosu…

Zavallı çocuğum, öylesine inanmaya susamıştı ki.. Bu susamışlıkla öylesine inandı ki… Bilemezdi böylesine adi bir oyunun aktörü olarak tayin edileceğini. Saftı, temizdi bitmeyen oyunun başlangıcında bile. Yitik ümitlerin tanrısı onu değil; o, yitik ümitlerin tanrısını kurtaracaktı.

**

Gölgeler’den kurulu yeni bir “belki” korosu geliyordu. Bu kez bir ekleme yaptılar şarkılarına: Zavallı çocuğumun ölüm şarkısı çalıyordu şimdi. Alabildiğine boğucu bir ses yükseldi ansızın, koro sustu: Yalnız başına kurtuluş yolunu bulanlar zafer kazanmıştır; yardım bekleyenler ise sonsuzluğa kavuşmuştur.

Gecenin karanlığında kaybolan koronun arkasından bağırıyordu tüm ümitsizler: ”Kurtulduk…”  diye; lâkin bu kurtuluş yok oluşa giden yolun birinci kilometre taşıydı….

2 responses to Gölgeler

  1. Hilâl Erboyacı said on 03 Eylül 2010

    Ey, ruhun kötü emelleri yeter artık; bırak yakamızı, senin çirkinliklerine, senin anlamsızlıklarına alet etme bizi! İstemiyoruz aşkı, istemiyoruz güzellikleri, istemiyoruz umudu, yani bahşettiğin o yaşamı istemiyoruz. Senin iğrenç aşkının “günah çocuğu” olduğumuz için senden gelecek olan hiçbir şeyi istemiyoruz. Bize “bizi” ver, yeter!
    ………………………………
    Felsefi bir yaklaşımla ele aldığınız denemeniz varlık-yokluk-hiçlik çizgileri arasında med cezirler yaşattı bana. Nedense Martı Jonathan Livigston geldi aklıma…

    Çok kutluyor, selamlarımı gönderiyorum…

  2. Gülay GÖKTÜRK said on 03 Eylül 2010

    gölgeler ruhumu saran çıkmazların peşinden
    çıkmazlarını yaşatıyorsa
    ruhumun çıkmazları hep gölgeler peşinde gidecektir

    oysa gölgeler değildir sorumlu olduğumuz
    oysa rüyalarımız hiç değildir sorumluluk sahibi

    oysa iz peşinde kendime yüremektir ruhum çıkmazları
    oysa güzeldir dünyamın ruhu
    gel gitlilerin sonu hep sondur
    çok teşekkürler efendim düşünme fırsatım hep genç kalacak sayenizde
    selamlar en içteninden

    ışığınız sönmesin

Yorum yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.