Şair Süheyl Türkoğlu’na Teşekkürlerimle…
Ağu 29, 2010 at 11:31 Kategori: Anı Yazılarınız, Hisleriniz ve Düşünceleriniz, Mektuplarınız Yazan: Emine Pisiren
Değerli Süheyl Türkoğlu,
Henüz çok yeni, ama bir türlü kaleme alamadığım anımı tazeleyen, duygu yüklendiğim bu mini emeğinizi kutluyorum.
Dizelerinizin finaline geldiğimde gülümsedim bir an.
Hani, hafiften dudak kıvrımı ile hoş bir aydınlanır ya yüzünüz,
Hani, bir anda, bir objeye değen gözlerinizle, bir olaya tanık olduğunuz kareler olur ya, yaşamınızda, Hani, benzer düşüncelere eşlik eder ya bir kaç sözcükle bir gönül dostunuz,
Hani, içiniz kıyılır, yüreğiniz hafiften hüzünle burkulur ya bir okuduğunuz öykü sonrası,
Hani, sizi benzer düşüncelerle hislendirir de aklınıza belleğinizde tozlanmaya bırakmış, olduğunuz bir anı düşer ya,
Hani, bir anda sözün yetmediği anlara tanık olur da ağlamaklı olur ya gözleriniz,
İşte öylesi bir gülümseyişti, bendeki…
Yutkundum DOST denince, yutkundum efendim…
Buruk bir tad yayıldı yüreğimden tüm hücrelerime …
Bir özlem gibi…
Bir Vefa gibi…
Bir kayıp gibi…
Acıydı tadı, yakıyordu her yanımı…
O benim tam on iki yıldır gece gündüz yanımdan hiç ayırmadığım, daha doğrusu ayrılmayan bir DOSTUMDU…
Köpeğimdi…
Adı PAMUK…
Onunla o kadar çok anı yaşadım ki, o kadar çok dolu ki yüreğim…
Şimdi, şu an bu mini dizeleriniz bana, benden hala gitmemiş sadık dostumu anımsattı…
Engel olamadığım duyguyla dayandı boğazıma acı bir hıçkırık…
Kirpiklerimin ucuna düşüverdi özlemin damlaları…
Ve
Aynı saliselerde bir küçük öykü de eşlik etmişti:
“…Yıllar önce Kuzey Almanya’da sadık arkadaşı küçük bir köpek olan bir profosör yaşıyordu. Köpeğini hiç yanından ayırmazmış. O profosörün devamlı refakatçısıymış.
Bir keresinde birlikte gemiyle Danimarka’ya gidiyordu. Tabi köpeği de yanındaydı. Güzel bir gündü, güneş mavi bulutların arasında parlıyordu ve hafif bir rüzgar esiyordu.
Profosör dalgaların oyununu seyrettiği sırada, tayfaların çalıştığı güvertede köpek oraya buraya sıçrayıp duruyordu. Bu sırada tayfalardan biri dikkat etmeden, güvertede köpeğe çarptı ve köpek suya düştü.
Sahibi Çok korktuğu için hemen kaptana koştu. ve hemen gemiyi durdurmasını, köpeğini kurtarmasını rica etti. Fakat kaptan “hayır” anlamında başını sallayarak şunları söyledi:
“Üzgünüm, bir köpek için gemiyi durduramam! Yalnız birisi güverteden düşerse, ancak o zaman gemiyi durdurabilirim” der.
Profosor de bunun üzerine uzun müddet düşünmez ve köpeğinin ardından suya atlar.
Şimdi ikisi de suda yüzmektedirler. Profosör yardım çağırıyor köpek de havlıyordu. Bu durumda kpatanın gemiyi durdurmaktan başka çaresi kalmamıştı. Kurtarma botuyla köpeği ve sahibini kurtardı…”
Bu öyküyü Schulz Griesbah kaleme almış Türkçemize Vahide BAYIR çevirmişti.
Yazarken bile duygu duygu özlem ve vicdanıma sakız gibi yapışmıştı. Çünkü, öyküden az bir farkla benzer bir anımı köpeğim Pamuk’la yaşamıştım. Benim için Zeytinli Çayına atlamış, İda’dan süzülen erimiş, buz gibi akan kar sularına atmıştı kendisini…Akıntıya kapılan köpeğim için çaresiz kalmış onun suyla mücadelesini izlemiştim.
İşte o ana kadar sadece yedirmek ve “çiş” gezileri için yanımda taşıdığım köpeğim, yüreğime gerçek sevgisini bırakmıştı. Çünkü, kızımın hiç istemediğim halde, evimize getirdiği bu sevimli beyaz tüylü köpeğe alışmam çok zor olmuştu. İşte bir sivrisinek ısırmaya görsün bizleri, ne çok anı silkeleriz o aklımızın raflarında tozlanmış anı dosyalarımızdan…
Teşekkürler dost gönül, bu mini ama çok şey ifade eden dizelerinize…
Kaleminiz daim olsun Suheyl Bey.
Emine PİŞİREN/Edremit-Akçay






















Son Yorumlar