Hayrettin TAYLAN

tarafından

Gel_senE

Ağu 26, 2010 at 09:23 Kategori: Deneme, Genel Yazan: Hayrettin TAYLAN

 Image and video hosting by TinyPic

Bedeli  güllerin yaşam kırmızılıyla çevrili özlemle parsellenmiş   sevda kentimize   gelsene.

-Rotamızda  mutluluk  kendi     ruh   rayını çizerken, ben  kendi  modern  metromu   yapıp  derin ve sessizce sana  geliyorken.

-Gelsene son durağa.  Mezar ile  taş arasında kalma. Aşkın mezar  taşı  yoktur, aşk ölmez, aşk öldürülmez, aşk   kendini infilak eder.

- Gel_senE  aşka…

Aşk   içimizdeki gelgitlerle    kendi med-cezirini çizer.  Yakamozlar  alkışlar  tutkuyu.  Sanırım  ben   tutkulardayım. Anladım ki aşk ile  tutku   farklı şey.

Gel,sana gül bahçesinde   gül nasıl  aşk olur  onu  öğreteyim.  Her gül aşk olur, her gülden aşk balı yapılır. Arılar ile   şairler arasında kalmamayı  da öğren. İkisinin de çiçeği çoktur. İkisi de bal  yapar,  vals  yapar.

-İkisi de  ürün verir, sevda  verir, tat  verir, acı  verir. Sen en iyisi ikisi arasında kalıp  acılardan  ayrılıklardan  ısırma …

Gül ile sonsuzluk aynı  gün  doğmuş.Sen  hangi gülün son sözünde  sonsuzum olup  soldun ki ?  Neden    gül cemalini  yaşamıyorum .

-Sonsuzluk sende kalıyormuş. Seni anlattı bana:

“Bu kadar bensiz  ve kalabalık yaşama.  Sonsuzluğa  de ki  ben şairin cennetinden  kovulmadım ?  Onun    cennetinden  kaçtım. Onu   Kevser’lerimden  mahrum  bıraktım. O  şimdi yerli   pınarların başında nazlı  güzellerin    aşk  suyundan içmeye   müdavim. Oysa  ben hem aşkın   hem ab-ı hayatın  suyuydum.  Huylarımın  gölgesinde  can kırıkları  oynamakla  suçlanan  Hacivat  …  Gölge  oyununu  iyi bilir şair.  Karagöz’le değil.Kendi   arzularıyla,  huylarıyla, dizeleriyle,  özlemiyle,  benle oynar.

Susmak sırası bende değil,  gelmem  yeni  bir dünya  demektir.  Gelişime hazır  iklimlerin var mı ki ? Musonlarında yaşadım,  göz  pınarlarımın selinde  bir bir  öldün.  Sellerimi, ellerimi  isteme benden.   Ben  yalnızlıklar mevsiminde kendime  huzurlu  bir kent kurdum.

-Ne sen varsın, ne de Mecnun olacak  biri.  Ben  böyle iyiyim.   Bu   yalnızlık  bana çok  yakıştı.  Ütüsüz  ve ana   uygun bir elbise  gibi.

-Sensizliğin can çıplağıyım. Böyle iyiyim,  böyle  gidişler yakışıyor bana.

Sen de  gelsene  böyle bir yalnızlığa. Bir tek damar kalıyor, işte  orada    ölüyor   can  kırığı.  Bir damar ki  var oluşumun   öz  kaynağı. 

-Anne  olmak  dağları   üstüme üstüme  yıkılıyor, senin babalık  damarların da kan ağlıyor biliyorum  ;ama  sen   kendine    bir  gelecek   diz  şiir  şiir. Beni unut diyorsam  vardır  bir  hikmeti.  Hikemi  tarzımdan   söz işit .Git  benden, asil  ve usul olan    ben değilim. “

Bu  can  yakarışlarının mırıltısı   özümden susturdu. Seni  hiç  bırakmayacağıma  dair  ,daireler çizdim  ben  dünyasında. Sen  benim   ruhumun  mevsimiydin. Şimdilik sana   çok yakışan  yalnızlık elbisesini çıkarman için  

Gelsene…

      Ben ki senin  yaşadığın  ruh   denizinde   yüzlerce yıl  Yunus  olmuşum .Göz pınarlarınla beslenmiş, Hz.Yusuf’un  menkıbesi gibi  seni can  yüreğimde  taşımış  ta  derin   sızılardan  kurtarıp  aşk eylemişim.

-Şimdi beni sana  Yunus anlatır, belki halimi o  sana   bildirir.

“Ben ol dükkan-dar kuluyum gevherler ile doluyum
Dost bağının bülbülüyüm budaktan gül üzer oldum “

Ey  gülüm, özgür bıraktın.Beni  böyle  özgür bıraktığın ateş çemberinde   güzellerle oynamama  nasıl razı olacaksın.Ben sana  yasaklı, ben sana  yamalı bir  yürekken  nasıl   başka ruhun   yamacısı olurum  ?

-Aşk ile arzular arasında beni  bedbaht  bırakma. Sarsılıyor kalbim yedi bin   fersah   yar  yerin dibinden.Ummanın  sonsuz  oldukça  dalgalanıyor   aşkım sana.Su istiyorsan  işte  benden büyük aşk suyu olmaz.Bütün sulardan ,bütün  huylardan, suçlardan, arınmalardan,  güvenmelerden,  acılardan, ayrılıklardan, beslenip ar oldum, sana yar oldum.  Ben yar suyunun    en  zelal  haliyim. Halimden aşk suyu  susar. 

*Sular susatma 

- Gel_senE

- Arınma yumağındayım. Beni örecek kadar   ,beni saracak  kadar   sana  aklandım.Doyumsuz   bir  geleceğe  ör beni.  Al eline  gönül  tığını   nakışla beni can  sevgimden.  Kızıl kızıl  aşk işle  sonsuzluk  ipiyle.

- Beni çeyiz  yap  aşkına. Ütüleyip   koy   özlem sandığına.  Seni bu sefer  sonsuz kez özünde  istemeye   ve  sevmeye  geleceğim.

- Çok sesli  kavuşmanın   şefiyim . Senfoni hazır, dünya  ile dünyam  hazır.İçimden sesleniyorum,  dışım zaten seni  özetliyor.  Gözlerim, sözlerim, beyazlayan saçlarım, binlerce baskı  yapan  pişmanlığım   ,ha  bir de  sana olan    tutkum …

Gel_senE…

Gizil  bir cennet açılıyor  gün  yüzünde. Derinliğinin   son dirilişinde kendi  duruşumla  dirileyim. Yok  olduğum  bilinmezliklerde  bu sefer sana  hep var olayım. Ruhunun  kütüphanesi açmak  için  özünün  ruhsatını almaya  geldim.  Hülagühan   değilim .Korkma  , milyonlarca   sevgi  kitabını  yakıp   gönül dünyanı   kül etmeyeceğim.

-       Sevda sevda seni okumaya  geldim, gözlerinde  güneşlenmeye geldim.  Gülüşlerinde yaşam olmaya  geldim.Saklı  hazinelerini  aşk yüzüne çıkarmaya  geldim. Senli bir  Lord  olmaya  geldim. Lordlar kamarasında  seni   gözlemeye  geldim.  Çamlıca’da  yeniden senle  gözleme yemeye  geldim.

-       Kendime geldim, sana  geldim 

Gel_senE

Kuruyan  sevda   çölümde serap ol.  Bağrıma ak,seni  halüsinasyonlarla değil özümle  göreyim.İstanbul’u  fethi kadar zor olan  bu  gelişine o kadar  içten çağırışımı, haykırışımı  görmelisin can kırığım
Bir pınar  gibi  berrak döküldüğümüz  sonsuzluk  denizindeki  kuytularında  aşkınla ısla beni.Kurumuş özlemlerime murat ol can  çiçeğim. Beni kurtar  bu  kurumuş  aşk  dünyasından .

1 response to Gel_senE

  1. Gülay GÖKTÜRK said on 28 Ağustos 2010

    Gel_senE

    başlığı bile yeter

    ayakta alkışlarım

    Allah susturmasın kalemi

Yorum yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.