Padişahçılık/Neyzen
Tem 31, 2010 at 22:35 Kategori: Anekdotlar Yazan: Admin1
Padişahçılık
Abdülhamit döneminde, sarıklıların kahvehanelerde oturmaları yasaklanmış. Neyzen, Fevziye kıraathanesinde başında sarık nargile içerken içeriye bir kaç polis, bir kaç komiser, bir kaç hafiye girer. Başlarında da Mesihat (Şeyhülislamlık) müfettişi…
Neyzen’i karakola götürmek isterlerse de bizimki yerinden kımıldamaz. Bir yandan da o ünlü küfürlerinin hiç gün yüzü görmemişlerini birbiri ardınca sıralamaktadır.
Cadde ana baba gününe döner. Seyre gelen gelene… Başka hafiye ve polisler de ortaya çıkar; hep birlikte Neyzen’in kollarına yapışarak sürüklemeye kalkışırlar. Neyzen bir ara ellerinden sıyrılıp bir masanın üzerine çıkar, caddeye dönüp avazı çıktığı kadar bağırır:
” Padişahım çok yasa, Şevketinle bin yasa! “
Müfettiş, komiserler, polisler çil yavrusu gibi dağılırlar. Neyzen masadan inip nargilesinden bir nefes çektikten sonra kendi kendine
” Ulaaan, amma da enayi şeylermiş ha! ” der.






















Akıl Yönetimi yönetimlerin en zorudur. Aklınız var da yönetsel zayıflık içerisinde iseniz; birileri sizinle birlikte aklınızı da yönetmeye başlar. Akıldan beslenen zekaya sahip iseniz bu kez siz birilerini yönetir veya yönetmek isteyenlere karşı duruşunuz olur.
Padişak erkil gücüyle yönettiği kişileri denetime çıkarmış ancak yönetilenlerin yönetme formasyonunda olmadıklarını NEYZEN hatırlatmış.
Aklın üstünlüğü tüm üstünlükleri bertarraf etmeye yetkilidir.
Kutlarım sizi Şakir Bey,
Arşivimizdeki bir yazım emeğine ulaşıp, emeğe saygının en somut ve en asil “edebi eyleme” imza atmanıza tanık oluyorum.
Demek ki, istenirse raflarda gezinebilir gözlerimiz.
Teşekkür ederim yazan, paylaşan yazım dostlarıma.
Sevgilerimle
Kutlulanmak kutsanmak gibi bir şey galiba. Mistisizmle kutsanmaktansa somutlaşmış üretiminizle kutlulanmayı yeğlemek sanırım doğrusu. Ama yine de insan bazen egosuyla savaşım verme zorunda kalabiliyor.
Söz uçar yazı kalır özdeyişi milyonüstü milyon kere doğru. Siber dezenformasyonların beyinlerimizi arapsaçına çevirdiği şu günlerde arşivlere daha çok gereksinimiz olacak.Arşivdeki sözcükler
çakmaktaşı kıvılcımı gibidir. O kıvılcım tutuştuğunda dünyayı ısıtacak/ışıtacak enerjiye dönüşebilir. Sözcük eğri ise doğruları; doğru ise aydınlığı tetikler. Ama illa ki pozitif bir eyleme gebedir. Bu nedenle, arşivden servis ettiğiniz ekinsel kaynaklar yarınlara uzanan yolumuzun kilometre taşlarını örmeye yarayacaktır.
Bu anlamda asıl kutlulamak sizin hakkınız.
Sevgiyle kalın
Değerli Şakir Genç,
Şu an sizin yazım sayfanızdayım, görüyorum ki siz benden önce kalem açmışsınız:))
Araştırıcı, analizci ruha kim “dur” diyebilir ki?
Haklısınız, arşivler eski, sarı sayfalı değerli kitaplar gibidir.
Elazığ Üniversitesi Öğrencilerinin sitemiz arşivlerinden ders notu aldıklarına tanık olmuştum.
Bu hem yazan kalemi hemde araştıran kişiyi mutluluğa seyirci olmanın hazzını hangi sözcük anlatır ki.
Hatta bir doktora öğrencisi bayan; doktora tezi için yazarlarımızdan “Emine Sevinç Öksüzoğlu” yazarımıza ulaşmak istemişti.
Öğrenci ve öğretmenin buluşmasına vesile olmanın Türk Edebiyatının devamı ve korunması için en soylu eylem değil miydi?
Abdala “kar yağıyor” demişler, o’da “titremeye hazırım” demiş.
Efendim sizlere evsahipliği için “gelin” demişsek, kahve ve cezvemizi ateşe koymamız gerekir.
Arşivlerimiz sizler sayesinde zenginleşecek ve yine sizlerin eserleriyle okurlarımıza sanal da olsa kütüphane işlevine 24 saat devam edecektir.
Teşekkür ederim yorumunuza.
Sevgi ve saygıyla
TEŞEKKÜRÜNÜZÜ ALDIM KABUL ETTİM.
SİZ DE BENİM TEŞEKKÜRÜMÜ ALIP KABUL EDER MİSİNİZ?
kendimi siz degerli yazarlar arsında görmenin sevıncındeyım.Şakir bey iletiniz için teşekkürler .degerli yorumlarınızı okumak güzeldi sevgiler
teşekkürler üstad..güzeldi