video.mynet.com/video/Insanlar/79007/Ugur_MUMCU_nun_Koy_Enstituleri_Konusmasi/
Şub 27, 2010 at 16:43 in Genel by Aktaş (Homerotik) · 1 Yorum »
Şub 27, 2010 at 16:43 in Genel by Aktaş (Homerotik) · 1 Yorum »
at 15:49 in Yönetim Duyuruları by Admin1 · 2 Yorum »
Sevgili Edebiyat Galerisi Şair ve Yazarları;
Günler önce sitemizde, her ay düzenlediğimiz “Şiir Yarışması” etkinliklerimize, site şair ve yazarlarımıza ” şiirin teması seçimi” için duyuruda bulunmuştuk.
Duyarlı olan şairlerimize teşekkür ederiz.
Kuruluşumuzun üzerinden bir sene geçti ve sitemizin arşivinde siz değerli şair/yazarlarımızın özgün emekleri ile edebiyat hazinemiz gün geçtikçe, çoğalarak zenginleşmektedir.
Her ay düzenlediğimiz; öykü/şiir yarışmalarımızın asıl amacı; Edebiyat Galerisi Net Şair/Yazarlar Yıllığına sunmaktır. Edebiyat Galerisi Net olarak senede bir kez çıkartmayı hedefledik.
İşte bu nedenledir ki, [Devamini Oku →]
at 12:58 in Genel by Galip Sertel · 4 Yorum »
Cemre vaktiyle iner de hep aynı bengi suya
kanı kaynar ağacın başı duman
heybetten alır nasibi dal budak çiçek civelek…
Cemre vaktiyle düşer de hep aynı has toprağa
azap biter
tohum çatlar
baharla yüz göz olur bizim Düzorman
yeşili dal dal hayat ne güzel
sen usanma hiç
uç uç kelebek…
Bu sabah çiy yağmuru da ne cömert
deli dolu bir şehvet
dökülmüş deli dolu ayrık otun mübarek yüzüne…
…….bin dokuz yüz seksen beş yılında beheyyy
bir soykırım sürek avında kirlendi
ayrık otun mübarek yüzü heyyy …
Ve şimdi
İsa’dan mı önce
İsa’dan mı çoook sonra
yasaklanmış ezanlı adlarımızla zaman
cüzamlı [Devamini Oku →]
at 12:48 in Alıntı Eserler, Sinema by Aktaş (Homerotik) · 1 Yorum »
ALTIN AYI “BAL”I SEÇTİ
Pazar, 21 Şubat 2010
Semih Kaplanoğlu’nun “Bal” adlı filmi Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ödülüyle döndü. Ana yarışma bölümünde 19 filmle yarışan “Bal”, festivalin bu yılki “En İyi Film”i oldu.
Semih Kaplanoğlu’nun “Bal” adlı filmi Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ödülüyle döndü. “Bal”, festivalin 60′ıncı yılında Berlin Film Festivali’nin 19 film arasından seçilen “En İyi Film”i oldu.
Kaplanoğlu, 1964′te Metin Erksan’ın “Susuz Yaz” filminden tam 46 yıl sonra Türk Sineması’na Altın Ayı ödülünü kazandıran yönetmen oldu. [Devamini Oku →]
at 11:30 in Genel by sebebimdin · 3 Yorum »
içimdeki sessiz fırtına
benide yordu
hayata ayak uyduramaz oldum bu ara
acepbir şey mi oldu umutlarıma
gözüm parlamaz oldu
güneş edasında
oysa önceden
gençtim güzeldim herkesten
yenilgilere karşı koyardım
mücadele ederdim
her güne bahar havasında girerdim
ne oldu da
yaşlandım
yoruldum diye düşünüyorum erkenden
ama sorularım anlamsız
olanlar vefasız
içimdeki sessiz fırtına bu
çok acımasız
bittim tükendim işte
onunla yarışmam imkansız
at 11:16 in Şiir by Aktaş (Homerotik) · Leave a Comment »
ÇİNE ÇAYI’NDAN GEÇEN AYI
Çine çayı Çine çayı
Dalmış içine bir ayı
Tutup ensesinden öğret
Çal oyna, güle oynayı!
Ayıları oynatırlar
Oynamadan dağlatırlar
Dağlanmazsa bu ayılar
Anamızı ağlatırlar
Saç üstünde dağla özden
Anlamaz hiç lâftan sözden
Onun bir tek korkusu var
Yalnız ateş ile közden!
Tutun ayı güçlenmesin
Birken iki üçlenmesin
Çaydan içip geçen suçlu
Dağdakiler suçlanmasın!
Şaban AKTAŞ
27.02.2010
at 01:31 in Genel by Gülay GÖKTÜRK · 3 Yorum »
Ismarlama Bir Aşk Değildim !
…………………Ismarlamada olmazdın !
Kalemim suskun,açmaya çalışıyorum ,siyah mürekkebim el vermiyor
oysa yazdıkca.yandıkca ellerim ipekleşerek dağılıyor
Ruhum cevapsız sorular cevabesi içinde
yanıyor ,yakıyor ,yıkıyor, bu nasıl yanar deme yanıyor
yaranın üzerine tuza bastırılmış suskun yatırılmış
hiç yaşadınmı tuza bastırılmış susuz kaldınmı
yaralar diyarın sorgulu azabından geldinmi
’’sor lu sorgulu sorular dan sarmalar yaptınmı
sorgulu soruların cevabesin buldunmu
hiç cevapsız sorularında bulandınmı
Gerilerden çok gerilerden düşünerek ,uzaklara gidip yazıpta
” düşündüm geçmişi”
bugünün yarınına ulaşamadan
kırıntıların küllü yolların sisli düşlerin
kapılarını kapatıpda
sen olmadığın yerlerden ‘’sensin bensin diye
yoktu senli yerler
yoktu benli yerler
bizli olmayan yerden geldim [Devamini Oku →]
Şub 26, 2010 at 23:31 in Anekdotlar by Emine Pisiren · 2 Yorum »
EINSTEIN VE ŞÖFÖRÜ
Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa
gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein’a;
“Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda
oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum” demiş.
Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulunmuş:
“Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar., o halde
bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı,
ben de arka sırada seni dinlerim.”
Şoför, gerçekten çok başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan tüm soruları doğru yanıtlamış. Tam [Devamini Oku →]
at 23:11 in Genel by Hayrettin TAYLAN · 2 Yorum »
Yanmayı yanılmalara öğreten yalnızlığın yan anlamıyım
Sen hep gerçek anlamda kaldın
Mecazlarına sanatlar ekledi gidişler
Yan yana gelmediğimiz her zaman terim oldu sensizliğe
bütün ateşlerin dilinde seni anlatım
küllere ders verdim kimsesiz kalışlar arasında
ıslık çalan bir ilmin dilindeyim
uslanmış bir felsefenin fecriyim
seni kendime anlatıyorum
atıl huzurun gölgesinde özlem buzullaşırken
aşk benimle senin arasında kaplıca suyu oluyor
göz yaşların da eklenince
şifa mı yoksa can yakılışın dönencesi mi bilinmiyor
ruhumda umutsuzluk festivali
senli konserler turnasında tavlarım söylenir
içimizin bam telleri kopar içlenişten
içerlendiğin nakışların kışlarında yazılmamış kavuşmalar üşür
o zaman aşk, kendi yanıklarından ısıtır imkansızlığı
ahını unutan [Devamini Oku →]
at 22:32 in Şiir by Aktaş (Homerotik) · Leave a Comment »
AYKIRI DOĞRULAR
- Zeki İPEKDAĞ’a sunu -
Sapmışım hayatın gerçeğinden
Önemli değil,
Asıl mesele
Ne kadar saptırılmış hayat;
Yanlışsa tümü, gerçek diye bilinen?!
Eğrisiyle doğrusuyla
Derken bile, eğri önce geliyor
Doğru söylemekle
Hayat önce beni eliyor!
…
Ve artık , dönen dünyada
Çizilemeyeceğini doğrunun
Herkes adı gibi biliyor!
…
”Risk almak istiyorsanız
başkaldırın;
hakkınızdan gelinecektir!”
…
Bağırıyor babaların babası
Medyası küresel sermayenin
Ben değilim işte,
Hayat saptırılmış gerçeğinden(!)
Ya onun yolu
Az riskle mi dolu,
Yoksa senden benden
Çok mu daha uzun kolu (?)
…
Ve artık dönme dünyada (?)
Çizilemeyeceğini doğrunun
Herkes adı biliyor?!
…
Aykırı, doğruların başı
Düz gidene gözyaşı!
Şaban AKTAŞ
17.02.2002
at 22:15 in Şiir by Aktaş (Homerotik) · Leave a Comment »
HAYAT YOLU ACI DOLU
Beş yıl oldu görmeyeli
Sanki dünki günmüş gelir
Dün yakından gördüm onu
Eski günler dönmüş gelir
Hayat yolu acı dolu
Neler görür insanoğlu
Çok kötü bir sürpriz oldu
Çekilmez bir günmüş gelir
Ben seni görmek istemem
Eskiye dönmek istemem
Sorma nasıl bir his, demem
Odun dilden sönmüş gelir
Dilin dilde yarası çok
Ayrılığın arası çok
Aktan fazla karası çok
Bir kadersiz yanmış gelir
Aktaş gönül ozanıydın
Kâlbe kuyu kazanıydın
Derya umman gezeniydin
Her şey bomboş ölmüş gelir…
Şaban AKTAŞ
26.02.2010
at 21:11 in Genel by burak akgun · 3 Yorum »
Sonu olmayan bir ipin başındayım
Bilmiyorum ne yapsam
Yıkıyorum kalbımin kapılarını
Unutamıyorum o gönülden gönüle değişen sevgiyi
Kişilere bağladım yaşamımı
Keşke unutabilseydim bu bağladıgım yaşamı
Sen olmadıgın için
unutamıyorum o goönülden gönüle değişen sevgını
Bir gün olcağını biliyordum herkesin kederi gibi
Ama bu kadar erken olcagını asla
Sensizim gülüm yaşamamın kaderısın sen
Bir defa daha unutamıyorum
GÖNÜLDEN GÖNÜLE DEĞİŞEN SEVGİNİ…
at 21:01 in Eleştiri by Emine Pisiren · 3 Yorum »
Bir Uzakdoğu sözü aklıma düştü:
“…Eğer bir ülkenin adliye basamakları yosun tutmuşsa,
“…Eğer bir ülkenin hastane basamakları aşınmamışsa,
“…Eğer bir ülkenin okul basamakları aşınmışsa,
“…O ülkede huzur, barış ve refah var, demektir…”
Huzurumuz yok…
Barış içinde değiliz/hatta kendimizle bile…
Hiç-kimse el ele değil ve o hiç-kimse, kendi de değil artık…
Halk fakru zaruriyet içinde olduğu gibi; artan fuhuş, hastalık ve hırsızlıklar yüzünden, “Hasta Adam” sıfatlamasından kurtulamayacak. BOP projesine en uygun bir “Türk Halkı Psikolojisi” ile ortak ”kozmik bir ruh” çerçevesinde preslenmiş [Devamini Oku →]
at 20:29 in Şiir by Nazmi Metin · 2 Yorum »
at 20:09 in Şiir by Aktaş (Homerotik) · Leave a Comment »
AVRUPA’NIN KÖR KUYUSU
Ne var ne yok Avrupa’da
Yolda, sokakta, bulvarda
Gemide, trende, otogarda
Genç, orta yaşlı, ihtiyar
Ne zaman canları çektiyse
Öpüşüyorlar dudak dudağa
Orada cinsel özgürlük var
Dene bakalım burada da;
Adamın gözünü oyarlar!
En doğal biçimde gagasıyla
Sevişirken çifte kumrular
İnsanlara öpüşmek yasak!
Her ülkede ayrı gelenek;
Biliyor zaten bunu Avrupa
Basmıyacak bizi bağrına
Benzemiyor huyu suyu sana
Neden düştük biz o zaman
Avrupa’nın kör kuyusuna?!
Şimdi şapkayı öne atııp
Adamakıllı düşünme zamanı,
Yoksa boş emeklerin tamamı!
Şaban AKTAŞ
23.02.2010
at 17:29 in Şiir by Aktaş (Homerotik) · Leave a Comment »
AH TÜH VAH KAPORTA!…
Yaklaşık yarım saattir yoldayım
Yürüyerek geldim çarşıdan
Ne göreyim evime yaklaşınca
Tam sokağın köşesinde
İki otomobil burun buruna!…
Herkes karşısındakine kızıyor
Polis tutanak yazıyor…
Neden ağarmadı saçın diye
Sormayın; durum ortada
Olanlar bana olsa
Vah kaporta tüh kaporta
Saç mı kalır baş mı korka korka!…
Dert değil bana ceza
Kime tutulursa tutanak
Yalnız parayla kalmaz
Öder saçlarını ağartarak!…
Ne arabam var ne ehliyetim
Saçım siyah cebim yetim;
Gönlüm zengin hovarda,
Memnunum halimden
Yok hiç bir şikayetim!
Ne zaman arabaya binsem
Yola değil
Camdan dışarı bakarım
Otomobilleri değil
Dağları tepeleri ağaçları
Kuşları çiçekleri kafama takarım…
Şaban AKTAŞ
26.02.2010
at 16:17 in Fabl ve Alegori Hikayeleri by Serdar34 · 1 Yorum »
Ormanda yaşamakta olan binlerce bülbül ve kanarya aralarında çıkan tartışmalara bir türlü engel olamayarak yollarını ayırmışlar, ormanın bir tarafında bülbüller, diğer tarafında kanaryalar yaşamaya başlamıştı. Sadece bir bülbül yuvasını terk etmemiş, kanaryalar arasında kalmıştı. İşte, bu bülbül cici kuştu.
Yavru bir kanarya bülbüller tarafına geçince yakalandı ve kafese kapatıldı. Olayı öğrenen kanaryalar elçi göndererek, özür dileyip, yavru kanaryayı geri isteyeceklerdi. Fakat hiçbir kanarya bu işe gönüllü değildi. Sonunda, kanaryalar cici kuşa gittiler ve yavru kanaryayı kurtarmasını rica ettiler. Cici kuş [Devamini Oku →]
at 16:12 in Anı Yazılarınız by Serdar34 · 1 Yorum »
Üç katlı ahşap ev sokağın tam köşesindeydi. Gelip geçerken pencerenin birinde hep bir beyaz baş görürdüm. Bu beyaz baş dediğim saçları kırlaşmış kadın başıydı. Bazen beyaz başlar ikileşirdi. Onlar herhalde seksenlik vardır diye düşünürdüm.
Yıl 1945. Hakkı Paşa, paşa olup da Bursa’ya tayini çıkınca üç katlı bir konak yaptırmış. Kızları Neveser ve Kevser o zamanlar birer genç kız, birer huri. Kızların güzelliği Bursa’yı aydınlatsın diye, Hakkı Paşa yalının 40 odasında 40’ar lamba yaktırırmış geceleri. Ne genç [Devamini Oku →]
at 16:05 in Öykü by Serdar34 · 1 Yorum »
Köyün birinde köylünün birinin kaz sürüsü vardı. Zaten adamda kaz çobanıydı ve adı Kazım’dı. Koyun güder gibi kaz güdüyordu. Kaz çobanı önüne katmış kazları giderken durup türkü söylemeye başlayınca kazlar etrafına toplanıyor ve onu dinliyorlardı. Böyle sazsız, cazsız, müziksiz türkü söylemek Kazım’ı mutsuz ediyordu. Kazım bir gün arkadaşlarından izin alarak köyden ayrıldı ve şehre saz almaya gitti.
Kazım şehirde aradı, taradı ve sonunda saz satan bir dükkân buldu. Saz da tam dükkânın önündeki sandalyenin üstüne konmuştu. Kazım sazı aldı, sandalyeye [Devamini Oku →]
at 10:58 in Genel by sebebimdin · Leave a Comment »
ben giderim kendi yoluma
bundan sonra ben sakın arama
sana ayrılan süre doldu sonunda
sen git artık
laik olduğun sevdasız arzulara
zaten belliydi bu işin sonu
tek tarafta aşk bulmuyordu mutlu sonu
huzurda bile yok sayarken umudu
sen biterdin vaktinden önce
ben yeşerirdim kendi bahçemde
çünkü doğru olanı sevrdim sadece
boşa atılan her adımı
günah diye sayardım kendi lehimde
yarınlara bakıyorum hemde güvenle
saygısız varlığının anlamı yok
haydi git güle güle
Son Yorumlar