2010 Şubat için olan arşivi geziyorsunuz.

Aktaş (Homerotik)

Aktaş (Homerotik) tarafından

video.mynet.com/video/Insanlar/79007/Ugur_MUMCU_nun_Koy_Enstituleri_Konusmasi/

Şub 27, 2010 at 16:43 in Genel by Aktaş (Homerotik) · 1 Yorum »

http://www.youtube.com/watch?v=7ynyRPB9jHE






[Devamini Oku →]

Admin1

Admin1 tarafından

Edebiyat Galerisi Net Şair ve Yazarlar Yıllığı

at 15:49 in Yönetim Duyuruları by Admin1 · 2 Yorum »

Sevgili Edebiyat Galerisi Şair ve Yazarları;

Günler önce sitemizde, her ay düzenlediğimiz “Şiir Yarışması”  etkinliklerimize,  site şair ve yazarlarımıza ” şiirin teması seçimi” için duyuruda bulunmuştuk.

Duyarlı olan şairlerimize teşekkür ederiz.

Kuruluşumuzun üzerinden bir sene geçti ve sitemizin arşivinde siz değerli şair/yazarlarımızın özgün emekleri ile edebiyat hazinemiz gün geçtikçe, çoğalarak zenginleşmektedir.

Her ay düzenlediğimiz; öykü/şiir yarışmalarımızın asıl amacı; Edebiyat Galerisi Net Şair/Yazarlar Yıllığına sunmaktır. Edebiyat Galerisi Net olarak senede bir kez çıkartmayı hedefledik.

İşte bu nedenledir ki,  [Devamini Oku →]

Galip Sertel

Galip Sertel tarafından

Bohça

at 12:58 in Genel by Galip Sertel · 4 Yorum »

Cemre vaktiyle iner de hep aynı bengi suya

kanı kaynar ağacın başı duman

heybetten alır nasibi dal budak çiçek civelek…

Cemre vaktiyle düşer de hep aynı has toprağa

azap biter

tohum çatlar

baharla yüz göz olur bizim Düzorman

yeşili dal dal hayat ne güzel

sen usanma hiç

uç uç kelebek…

Bu sabah çiy yağmuru da ne cömert

deli dolu bir şehvet

dökülmüş deli dolu ayrık otun mübarek yüzüne…

…….bin dokuz yüz seksen beş yılında beheyyy

bir soykırım sürek avında kirlendi

ayrık otun mübarek yüzü heyyy …

Ve  şimdi

İsa’dan mı önce

İsa’dan mı çoook sonra

yasaklanmış ezanlı adlarımızla zaman

cüzamlı  [Devamini Oku →]

Aktaş (Homerotik)

Aktaş (Homerotik) tarafından

ALTIN AYI “BAL”I SEÇTİ

at 12:48 in Alıntı Eserler, Sinema by Aktaş (Homerotik) · 1 Yorum »

ALTIN AYI “BAL”I SEÇTİ
Pazar, 21 Şubat 2010

Semih Kaplanoğlu’nun “Bal” adlı filmi Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ödülüyle döndü. Ana yarışma bölümünde 19 filmle yarışan “Bal”, festivalin bu yılki “En İyi Film”i oldu.

Semih Kaplanoğlu’nun “Bal” adlı filmi Berlin Film Festivali’nden Altın Ayı ödülüyle döndü. “Bal”, festivalin 60′ıncı yılında Berlin Film Festivali’nin 19 film arasından seçilen “En İyi Film”i oldu.

Kaplanoğlu, 1964′te Metin Erksan’ın “Susuz Yaz” filminden tam 46 yıl sonra Türk Sineması’na Altın Ayı ödülünü kazandıran yönetmen oldu.  [Devamini Oku →]

sebebimdin

sebebimdin tarafından

sessiz fırtına

at 11:30 in Genel by sebebimdin · 3 Yorum »

içimdeki sessiz fırtına

benide yordu

hayata ayak uyduramaz oldum bu ara

acepbir şey mi oldu umutlarıma

gözüm parlamaz oldu

güneş edasında

oysa önceden

gençtim güzeldim herkesten

yenilgilere karşı koyardım

mücadele ederdim

her güne bahar havasında girerdim

ne oldu da

yaşlandım

yoruldum diye düşünüyorum erkenden

ama sorularım anlamsız

olanlar vefasız

içimdeki sessiz fırtına bu

çok acımasız

bittim tükendim işte

onunla yarışmam imkansız



[Devamini Oku →]

Aktaş (Homerotik)

Aktaş (Homerotik) tarafından

ÇİNE ÇAYI’NDAN GEÇEN AYI

at 11:16 in Şiir by Aktaş (Homerotik) · Leave a Comment »

ÇİNE ÇAYI’NDAN GEÇEN AYI

Çine çayı Çine çayı
Dalmış içine bir ayı
Tutup ensesinden öğret
Çal oyna, güle oynayı!

Ayıları oynatırlar
Oynamadan dağlatırlar
Dağlanmazsa bu ayılar
Anamızı ağlatırlar

Saç üstünde dağla özden
Anlamaz hiç lâftan sözden
Onun bir tek korkusu var
Yalnız ateş ile közden!

Tutun ayı güçlenmesin
Birken iki üçlenmesin
Çaydan içip geçen suçlu
Dağdakiler suçlanmasın!

Şaban AKTAŞ
27.02.2010



[Devamini Oku →]

Gülay GÖKTÜRK

Gülay GÖKTÜRK tarafından

Ismarlama Bir Aşk Değildim !

at 01:31 in Genel by Gülay GÖKTÜRK · 3 Yorum »

Ismarlama Bir Aşk  Değildim !
…………………Ismarlamada olmazdın !

 

Kalemim suskun,açmaya çalışıyorum ,siyah mürekkebim el vermiyor
oysa yazdıkca.yandıkca ellerim ipekleşerek  dağılıyor
 Ruhum cevapsız sorular cevabesi  içinde
yanıyor ,yakıyor ,yıkıyor, bu nasıl yanar deme yanıyor
yaranın üzerine tuza bastırılmış suskun yatırılmış
 hiç yaşadınmı tuza bastırılmış susuz kaldınmı 
yaralar diyarın sorgulu azabından geldinmi
 ’’sor lu sorgulu sorular dan sarmalar yaptınmı
sorgulu soruların cevabesin buldunmu
 hiç cevapsız sorularında bulandınmı 
 
Gerilerden çok gerilerden düşünerek ,uzaklara gidip yazıpta
 ” düşündüm geçmişi”
bugünün yarınına ulaşamadan
kırıntıların küllü yolların sisli düşlerin
kapılarını kapatıpda
 sen olmadığın yerlerden  ‘’sensin bensin diye 
yoktu senli yerler
yoktu benli yerler
bizli olmayan yerden geldim  [Devamini Oku →]

Emine Pisiren

Emine Pisiren tarafından

Zekanın Kıvraklığı

Şub 26, 2010 at 23:31 in Anekdotlar by Emine Pisiren · 2 Yorum »

EINSTEIN VE ŞÖFÖRÜ
Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir  konferansa
gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein’a;
“Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda
oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum” demiş.
Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulunmuş:
“Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç  tanımıyorlar., o halde
bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı,
ben de arka sırada seni dinlerim.”
Şoför, gerçekten çok başarılı bir konuşma yapmış ve  sorulan tüm soruları doğru yanıtlamış. Tam  [Devamini Oku →]

Hayrettin TAYLAN

Hayrettin TAYLAN tarafından

Türkçesiz Kopuşumun Aşk Coğrafyası

at 23:11 in Genel by Hayrettin TAYLAN · 2 Yorum »

 

Yanmayı  yanılmalara  öğreten yalnızlığın  yan anlamıyım

Sen  hep  gerçek anlamda kaldın

Mecazlarına sanatlar ekledi  gidişler

Yan yana gelmediğimiz her zaman  terim oldu sensizliğe

bütün ateşlerin dilinde seni anlatım 

küllere ders verdim kimsesiz  kalışlar arasında

ıslık çalan bir ilmin dilindeyim

uslanmış  bir felsefenin  fecriyim

seni kendime  anlatıyorum

atıl huzurun  gölgesinde  özlem buzullaşırken

aşk  benimle senin arasında kaplıca suyu oluyor

göz yaşların da eklenince 

şifa mı  yoksa  can yakılışın dönencesi mi bilinmiyor

ruhumda  umutsuzluk  festivali

senli konserler  turnasında  tavlarım söylenir

içimizin  bam telleri  kopar içlenişten

içerlendiğin  nakışların   kışlarında yazılmamış  kavuşmalar  üşür

o zaman aşk, kendi yanıklarından  ısıtır  imkansızlığı

ahını unutan  [Devamini Oku →]

Aktaş (Homerotik)

Aktaş (Homerotik) tarafından

AYKIRI DOĞRULAR

at 22:32 in Şiir by Aktaş (Homerotik) · Leave a Comment »

AYKIRI DOĞRULAR

- Zeki İPEKDAĞ’a sunu -

Sapmışım hayatın gerçeğinden
Önemli değil,
Asıl mesele
Ne kadar saptırılmış hayat;
Yanlışsa tümü, gerçek diye bilinen?!

Eğrisiyle doğrusuyla
Derken bile, eğri önce geliyor
Doğru söylemekle
Hayat önce beni eliyor!

Ve artık , dönen dünyada
Çizilemeyeceğini doğrunun
Herkes adı gibi biliyor!

”Risk almak istiyorsanız
başkaldırın;
hakkınızdan gelinecektir!”

Bağırıyor babaların babası
Medyası küresel sermayenin
Ben değilim işte,
Hayat saptırılmış gerçeğinden(!)

Ya onun yolu
Az riskle mi dolu,
Yoksa senden benden
Çok mu daha uzun kolu (?)


Ve artık dönme dünyada (?)
Çizilemeyeceğini doğrunun
Herkes adı biliyor?!


Aykırı, doğruların başı
Düz gidene gözyaşı!

Şaban AKTAŞ
17.02.2002

[Devamini Oku →]

Aktaş (Homerotik)

Aktaş (Homerotik) tarafından

HAYAT YOLU ACI DOLU

at 22:15 in Şiir by Aktaş (Homerotik) · Leave a Comment »

HAYAT YOLU ACI DOLU

Beş yıl oldu görmeyeli
Sanki dünki günmüş gelir
Dün yakından gördüm onu
Eski günler dönmüş gelir

Hayat yolu acı dolu
Neler görür insanoğlu
Çok kötü bir sürpriz oldu
Çekilmez bir günmüş gelir

Ben seni görmek istemem
Eskiye dönmek istemem
Sorma nasıl bir his, demem
Odun dilden sönmüş gelir

Dilin dilde yarası çok
Ayrılığın arası çok
Aktan fazla karası çok
Bir kadersiz yanmış gelir

Aktaş gönül ozanıydın
Kâlbe kuyu kazanıydın
Derya umman gezeniydin
Her şey bomboş ölmüş gelir…

Şaban AKTAŞ
26.02.2010


[Devamini Oku →]

burak akgun

burak akgun tarafından

GÖNÜLDEN GÖNÜLE

at 21:11 in Genel by burak akgun · 3 Yorum »

Sonu olmayan bir ipin başındayım

Bilmiyorum ne yapsam

Yıkıyorum kalbımin kapılarını

Unutamıyorum o gönülden gönüle değişen sevgiyi

Kişilere bağladım yaşamımı

Keşke unutabilseydim bu  bağladıgım  yaşamı

Sen olmadıgın için

unutamıyorum o goönülden gönüle değişen  sevgını

Bir gün olcağını biliyordum herkesin kederi gibi

Ama bu kadar erken olcagını asla

Sensizim gülüm yaşamamın kaderısın sen

Bir defa daha unutamıyorum

GÖNÜLDEN GÖNÜLE DEĞİŞEN SEVGİNİ…



[Devamini Oku →]

Emine Pisiren

Emine Pisiren tarafından

ARTIK “HASTA ADAM” ELBİSESİNİ ÇIKARTMANIN ZAMANI GELMEDİ Mİ?

at 21:01 in Eleştiri by Emine Pisiren · 3 Yorum »

Bir Uzakdoğu sözü aklıma düştü:

“…Eğer bir ülkenin adliye basamakları yosun tutmuşsa,
“…Eğer bir ülkenin hastane basamakları aşınmamışsa,
“…Eğer bir ülkenin okul basamakları aşınmışsa,
“…O ülkede huzur, barış ve refah var, demektir…”
Huzurumuz yok…
Barış içinde değiliz/hatta kendimizle bile…
Hiç-kimse el ele değil ve o hiç-kimse, kendi de değil artık…
Halk fakru zaruriyet içinde olduğu gibi;  artan fuhuş, hastalık ve hırsızlıklar yüzünden, “Hasta Adam” sıfatlamasından kurtulamayacak. BOP projesine en uygun bir “Türk Halkı Psikolojisi” ile ortak  ”kozmik bir ruh” çerçevesinde preslenmiş  [Devamini Oku →]

Nazmi Metin

Nazmi Metin tarafından

ONYEDİMDE ÖLDÜRDÜLER BENİ

at 20:29 in Şiir by Nazmi Metin · 2 Yorum »

Ey analar, babalar, kardeşler,

Kırılan cam, dövülen polis kadar,

Konuşup, sorgular mısınız öldürülme mi?

Aktaş (Homerotik)

Aktaş (Homerotik) tarafından

AVRUPA’NIN KÖR KUYUSU

at 20:09 in Şiir by Aktaş (Homerotik) · Leave a Comment »

AVRUPA’NIN KÖR KUYUSU

Ne var ne yok Avrupa’da
Yolda, sokakta, bulvarda
Gemide, trende, otogarda
Genç, orta yaşlı, ihtiyar
Ne zaman canları çektiyse
Öpüşüyorlar dudak dudağa
Orada cinsel özgürlük var
Dene bakalım burada da;
Adamın gözünü oyarlar!

En doğal biçimde gagasıyla
Sevişirken çifte kumrular
İnsanlara öpüşmek yasak!
Her ülkede ayrı gelenek;
Biliyor zaten bunu Avrupa
Basmıyacak bizi bağrına
Benzemiyor huyu suyu sana
Neden düştük biz o zaman
Avrupa’nın kör kuyusuna?!

Şimdi şapkayı öne atııp
Adamakıllı düşünme zamanı,
Yoksa boş emeklerin tamamı!

Şaban AKTAŞ
23.02.2010


[Devamini Oku →]

Aktaş (Homerotik)

Aktaş (Homerotik) tarafından

AH TÜH VAH KAPORTA!…

at 17:29 in Şiir by Aktaş (Homerotik) · Leave a Comment »

AH TÜH VAH KAPORTA!…

Yaklaşık yarım saattir yoldayım
Yürüyerek geldim çarşıdan
Ne göreyim evime yaklaşınca
Tam sokağın köşesinde
İki otomobil burun buruna!…

Herkes karşısındakine kızıyor
Polis tutanak yazıyor…

Neden ağarmadı saçın diye
Sormayın; durum ortada
Olanlar bana olsa
Vah kaporta tüh kaporta
Saç mı kalır baş mı korka korka!…

Dert değil bana ceza
Kime tutulursa tutanak
Yalnız parayla kalmaz
Öder saçlarını ağartarak!…

Ne arabam var ne ehliyetim
Saçım siyah cebim yetim;
Gönlüm zengin hovarda,
Memnunum halimden
Yok hiç bir şikayetim!

Ne zaman arabaya binsem
Yola değil
Camdan dışarı bakarım
Otomobilleri değil
Dağları tepeleri ağaçları
Kuşları çiçekleri kafama takarım…

Şaban AKTAŞ
26.02.2010

[Devamini Oku →]

Serdar34

Serdar34 tarafından

Cici Kuş

at 16:17 in Fabl ve Alegori Hikayeleri by Serdar34 · 1 Yorum »

Ormanda yaşamakta olan binlerce bülbül ve kanarya aralarında çıkan tartışmalara bir türlü engel olamayarak yollarını ayırmışlar, ormanın bir tarafında bülbüller, diğer tarafında kanaryalar yaşamaya başlamıştı. Sadece bir bülbül yuvasını terk etmemiş, kanaryalar arasında kalmıştı. İşte, bu bülbül cici kuştu.

Yavru bir kanarya bülbüller tarafına geçince yakalandı ve kafese kapatıldı. Olayı öğrenen kanaryalar elçi göndererek, özür dileyip, yavru kanaryayı geri isteyeceklerdi. Fakat hiçbir kanarya bu işe gönüllü değildi. Sonunda, kanaryalar cici kuşa gittiler ve yavru kanaryayı kurtarmasını rica ettiler. Cici kuş  [Devamini Oku →]

Serdar34

Serdar34 tarafından

İki Pamuk Nine

at 16:12 in Anı Yazılarınız by Serdar34 · 1 Yorum »

Üç katlı ahşap ev sokağın tam köşesindeydi. Gelip geçerken pencerenin birinde hep bir beyaz baş görürdüm. Bu beyaz baş dediğim saçları kırlaşmış kadın başıydı. Bazen beyaz başlar ikileşirdi. Onlar herhalde seksenlik vardır diye düşünürdüm.

Yıl 1945. Hakkı Paşa, paşa olup da Bursa’ya tayini çıkınca üç katlı bir konak yaptırmış. Kızları Neveser ve Kevser o zamanlar birer genç kız, birer huri. Kızların güzelliği Bursa’yı aydınlatsın diye, Hakkı Paşa yalının 40 odasında 40’ar lamba yaktırırmış geceleri. Ne genç  [Devamini Oku →]

Serdar34

Serdar34 tarafından

Saz Çalan Kazım

at 16:05 in Öykü by Serdar34 · 1 Yorum »

Köyün birinde köylünün birinin kaz sürüsü vardı. Zaten adamda kaz çobanıydı ve adı Kazım’dı. Koyun güder gibi kaz güdüyordu. Kaz çobanı önüne katmış kazları giderken durup türkü söylemeye başlayınca kazlar etrafına toplanıyor ve onu dinliyorlardı. Böyle sazsız, cazsız, müziksiz türkü söylemek Kazım’ı mutsuz ediyordu. Kazım bir gün arkadaşlarından izin alarak köyden ayrıldı ve şehre saz almaya gitti.

Kazım şehirde aradı, taradı ve sonunda saz satan bir dükkân buldu. Saz da tam dükkânın önündeki sandalyenin üstüne konmuştu. Kazım sazı aldı, sandalyeye  [Devamini Oku →]

sebebimdin

sebebimdin tarafından

güle güle

at 10:58 in Genel by sebebimdin · Leave a Comment »

ben giderim kendi yoluma

bundan sonra ben sakın arama

sana ayrılan süre doldu sonunda

sen git artık

laik olduğun sevdasız arzulara

 

 

zaten belliydi bu işin sonu

tek tarafta aşk bulmuyordu mutlu sonu

huzurda bile yok sayarken umudu

sen biterdin vaktinden önce

ben yeşerirdim kendi bahçemde

çünkü doğru olanı sevrdim sadece

boşa atılan her adımı

günah diye sayardım kendi lehimde

yarınlara bakıyorum hemde güvenle

saygısız varlığının anlamı yok

haydi git güle güle


[Devamini Oku →]