Aşağıda e-postama gelen bir paylaşımdı. Uzun yıllar çalıştığım Kültür Bakanlığına bağlı bir birim olan AKM’de şimdi şube müdürü olan arkadaşım; yazının altına bir de not eklemiş:
“…Böylesi incelik ve tevazu ile, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi becerebilenlerden olmamız dileğiyle…”
Bu arkadaşım ile uzun süredir yazışmıyor, telefonla da görüşmüyordum. Nedeni ise; çalıştığımız yıllardaki gösterdiği güler yüzü ve yakınlığı emekli olduktan sonrası göstermemesi üzerine gücenmiştik. Öyle ya aynı insan neden değişmişti?
Sonra döner koltuğu düşündüm. O döner koltukta her oturan kendi ekseni etrafında dönebiliyor, demek ki…
Bana gönderdiği paylaşımı beğeniyle okudum ve şimdi de ona vereceğim yanıtı, düşünmekteyim…
Sevgi ve ışıkla
Emine Pişiren/Bursa
02.Şubat.2010
Bir adam kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır
Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış
olmak için bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergâhına kurban olarak bağışlamak
ister.
O zamanlar dergâhlar ayni zamanda aşevi işlevi görüyordur.
Durumu Hacı Bektaş Veli’ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli:
- ‘ Helal değildir ‘ diye bu kurbanı geri çevirir.
Bunun üzerine adam Mevlevi dergâhına gider ve ayni durumu Mevlana’ya anlatır
.
Mevlana ise ; bu hediyeyi kabul eder.
Adam ayni şeyi Hacı Bektaş Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul
etmemiş olduğunu söyler ve Mevlana’ya bunun sebebini sorar.
Mevlana söyle der:
- Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir. Öyle her leşe konmaz.
O yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir.
Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş dergâhı’na gider ve Hacı Bektaş Veli’ye,
Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı
Bektaş Veli’ye sorar.
Hacı Bektaş da söyle der:
- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir.
Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez.
Bu sebepten dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir.”
Çok net bir ayrım; arif olan anlasın.
Saygıyla…
Evet, öyle…:)
Değerli Arkadaşlar , can yoldaşlarımız…sustum , siz konuşun Allah Aşkına ;
Sayın Emine PİŞİREN Hanımefendiye teşekkürlerimizle ,
Tunçluer
Gayet açık ve net, anlaşılan paylaşıma çok teşekkür eder; özü hoşgörüyü ifade eden aktarıma;
“…Böylesi incelik ve tevazu ile, birbirlerini yermek yerine yüceltebilmeyi becerebilenlerden olmamız dileğiyle…”
Dilek sesine, becerebilenlerden olmamız dileğimle…
Çok teşekkür ederim Emine PİŞİREN Hanımefendi.
Kutluyorum asil yüreğinizi.
Mehmet Kahvecioğlu
Değerli Gönül Dostlarım,
Sevgili Tunçluer, Kahvecioğu,
Sayfama gelişinizle onurlandım.
Teşekkür ederim.
Sevgi ve ışıkla
Çünkü ONLAR lutfu havadan değil yerden beklerler. Yüzlerinin her daim toprağa dönük olmasının nedeni de bundandır. Onlar bilirler ki eşref-i mahlukat olan (yaratılmışların en şeflisi/üstünü olan) insan topraktan yaratılmıştır. Ben, sen, o; toprağı çiğner geçeriz. Bilmeyiz ki asıl ayaklarımızın altında çiğnediğimiz kendimiziz. ONLAR yere bakar boyunlarını bükerler, biz burnumuzu havaya diker bastığımız yeri görmeden geçer gideriz. ONLAR toprağa yaklaştıkça yüceleşir, büyürler, biz, burnumuz havada cüceleşir, küçülürüz. ONLAR sevilmeseler de severler, biz sevmeden sevilmek isteriz. ONLAR hep verirler hiç almazlar, biz, hiç vermeyiz hep almak isteriz. ONLAR aşk dilenirler, biz mal, mülk için yapmadık şey bırakmayız. ONLAR İllâllah der, biz illâben deriz.
İkilikten çıkabilsem
Dervişliğe gireceğim
Benlik bendimi yıkabilsem
Dervişliğe gireceğim
Mürşidleri Muhammed’miş (sav)
Sohbet etmeyi emretmiş
Gıdaları muhabbetmiş
Dervişliğe girceğim…
Ama nerdeeee!
Bizde o yürek…
Sevgili Mehmet Beyazıt,
Gelişinizle mutlandı şu siz olmadan eksik olan gönül toprağımız.
Şehirler arası kış ortasında çileli bir göç telaşı ile bir kaç gündür siteden uzak kalmıştım.
Üzülüyordum; zira, bazı dostlarımız bizleri unuttu, düşünceleri ileydim…
İyi ki geldiniz, mutlandım…
Gönül ehli kişileri ne manidar anlattınız. Bu dünyanın fani oluşunu bir anlasa insanlar, ne savaşlar olur ne de amaç/araç çatışmaları…
Kaleminizle ferahladım, inanın…İyi geldi yorgunluğuma, bir dost kahvesi gibi…
Teşekkür ederim.
Sevgi ve ışıkla