Admin1

tarafından

VİCDAN YÜREĞİ TIRMIKLARSA…

Ara 29, 2009 at 22:37 Kategori: Öykü Yazan: Admin1

VİCDAN YÜREĞİ TIRMIKLARSA…

Kadın mutsuz bir şekilde doktor muayenesinin kapısından çıktı. Yağmura hiç aldırmadı. Sabah evden çıktığında almış olduğu şemsiyesini az önce çıktığı yerde bırakmıştı. Doktorun sözleri hala kulaklarından beyninde uğuldamaktaydı.

-Sevim Hanım sizin çocuğunuz olmayacağını diğer meslektaşım da söylemiş. Ben bir kez daha tekrarlayayım. Eşinizin canlı sperm sayısı %0,2. Bu şu demektir. Bu eşle sizin hayatta çocuğunuz olmayacak. Bilmem anlatabildim mi Sevim Hanım?

Genç kadın ne söyleyeceğini bilemediği gibi kendisi ile alay eder bir şekilde test sonuçlarını açıklayan doktora sitemkâr bakıyorken aklı ise “bu eşle” sözcüklerine takılmıştı. Doktorun sesini yeniden duyunca irkildi.

-Sevim Hanım beni duydunuz mu?

-Evet, duydum doktor bey.

Doktor elindeki test sonuçları yazılı kâğıtları masanın üzerine bırakıp, reçeteye bir şeyler yazıp konuşmasını sürdürdü.

-Dediğim gibi… Sizde sorun yok… Kaç yıllık evlisiniz?

-Sekiz…

Yazmaya ara verip yüz mimiklerinde yine alay belirmişti. Dudağının kenarı kıvrılmış biraz da gülümseme vardı.

-İyi sabretmişsiniz. Boşa kürek çekmişsiniz. Kocanızın spermleri ölü hücrelerden ibaret. Sizin için tıbbın bir mucizesi imkânsız. Eş değiştirirseniz o başka. Türkiye’de etik değerlerimiz malum…

Susmuştu…

Doktora öfkeyle baktı genç kadın. Ne küstahtı. Tabi onun için hava hoş! İki çocuğun var. Çocuk sevgini elde etmiş, doymuş, belki de hastalarla uğraşa uğraşa bıktın da. Sapık mı ne?! Bir de ukala. Doktor olmuş ama insan olmamış. Bir an önce çıkmalıydı buradan. Oda üstüne üstüne gelmekteydi.

İşte öyle fırlamıştı o kapıdan. Şemsiyesini unuttuğu hasta bekleme salonuna dönmeye niyeti yoktu. Eve gelmeden önce süpermarketten mutfak için biraz bir şeyler aldı.

Aldıklarını buzdolabına yerleştirdikten sonra. Doğruca banyoya yöneldi. Üst başı sırsıklam olmuştu. Çıkartıp çamaşır makinesine attı. Duş almak için bataryayı açıp ellerini suyla ısıttı. İstediği sıcaklığa ayarladıktan sonra küvete girdi.

Ilık duş onu kendisine getirmişti. Salona bornozuyla geçti. Bardan kendisine içecek bir şeyler aradı. Cin mi votka mı, diye düşünürken eli cin şişesine uzandı.  Kadehe üçte bir tonikle karıştırıp, buzdolabından bir dilim limon kesip kadehe bıraktı. Bir yudum alıp yuttuğunda, boğazından midesine yayılan alkolü hissetti. Cam kenarındaki koltuğa geçip oturdu. Sabahtan beri laboratuar ve iki doktor muayenesi arasında mekik dokumuştu. Gün boyu neler yaptıklarını düşündü durdu. Mutsuzdu. Hem de çok mutsuz. Ağlamaya başladı. Gözyaşları yağmur sicimleri gibi süzülüyordu.

Son umudu da kırılmış ve karşısına “imkânsız” kapısı açılmıştı. Eşi ile sevişerek evlenmişti. Aynı üniversitede okumuşlardı. Evlendiklerinin ikinci haftasında eşi ateşlenmişti. Henüz balaylılarını yeni yapmış bir çift hastaneye koşturmuşlardı. Doktorlar hastalığın kabakulak olduğunu söylemişler, ilaç yazıp yatak istirahatı vermişlerdi. Üç gün yatakta yatan eşi ilaçların etkisi ile yatmak istememiş, yeni başladığı işe koşturmuştu. Nerden bilebilirlerdi ki “kabakulağın” ileride spermlerini ölü hücreye çevireceğini?

Geçmişi düşünürken yan komşularının kavga sesleri düşüncelerinden ayırdı. Sesleri ayırt etmeye çalışırken baskın çıkan ses erkeğin sesi olmuştu.

-Dırdırlarından bıktım. Kadın olsaydın da benim gözüm başka kadınlarda olmasaydı…

Kulakları sağır edercesin “kütt” sesi irkilmesine neden oldu. Yan dairenin dış kapısının sesiydi. Erkek her zamanki kaçışını yapmıştı. Ardından kadının hıçkırık sesleri ve “Allah’ım nedir benim bu çilem, nedir?” ağıtları.

Kadehin dibindeki iki yudumluk cin toniği de yudumladıktan sonra oturduğu yerden ayağa kalktı. Yatak odasına geçip, şifonyerden iç çamaşırı seçtikten sonra aynanın karşısına geçti. Bornozunun kemerini çözüp üzerinden sıyırdı. Boy aynasında kendini inceledi.

Otuz dört yaşında balıketinde muntazam vücut hatları olan bir kadındı. Diri göğüslerini avuçladı, karnını şişirdi. Hamile olsa ne güzel bir anne olurdu. Birkaç kez aynı hareketi yaptıktan sonra iç çamaşırlarını ardından da mavi ipek geceliğini giyinip yatağa uzandı.

Eşi şehir dışındaydı. Gerçeği ona nasıl söyleyeceğini düşündü ve alkolün de etkisi ile yorulan beyni ile gözlerini yumdu. Rüyasında yan komşu ile bir sahilde el ele dolaştığını, birlikte denize girip, neşeli kahkahalarla yüzdüklerini, daha sonra da kaldıkları oteldeki odalarında çılgınlar gibi sevişirken gördü.

Ter içinde uyandığında saatine baktı, saat sabahın üçüydü. Rüyanın etkisindeydi. Uyanan bedeni ve gördüğü rüyayı düşündü. Kapının zili acı acı çalınca irkildi. Sabahlığını geçirmeden çıplak ayaklarla koştu kapıya doğru. Eşi erken gelmişti. Sevindi. “kim o?” demeden kapıyı açtığında içeri giren kişi kocası olmamıştı. Girdiği ile kalsa iyi, yere yüzükoyun kapanan yan dairedeki komşusuydu. Ne yapacağını o an bilemedi. Yere çömelip;

-Beyefendi açın gözlerinizi, hadi açın, hasta mısınız?

Ama adamda tık yoktu. Onun yüzüne doğru eğilip, gözlerini eliyle açmaya çalıştı. Az önceki rüyasında gördüğü ve aşkı tattığı adama yakından bakmak istemişti. İşte o anda başına bir elin teması ve dudaklarına kapanan dudaklar, sonrasını hiç anımsamak istemiyordu…

-Sevim, canım aç gözlerini…

Genç kadın gözlerini araladığında kirpikleri ıslanmıştı… Vicdanı yüreğini tırmıklıyor, acıtıyordu.

Yatağının yanı başından kocası ona gülümsüyordu.

-Canım karıcığım bir oğlumuz oldu. Hem de nur topu gibi…

Sevim tam karşıdaki kapıya çevirmişti gözlerini. Kapı açıldı. O kapıdan beyaz önlüklü hemşire girdi içeri. Kucağında kundağa sarılı bebeğini, yıllardır beklenen özlediği bebek kokusunu taşımaktaydı.

Genç kadının yüreğinde ise anılardan yüklenmiş suçluluk taşımaktaydı…

Bu yazının görüntülenme sayısı :19
Be Sociable, Share!

5 responses to VİCDAN YÜREĞİ TIRMIKLARSA…

  1. Emine Pisiren said on 29 Aralık 2009

    Sevgili bir.mavihuzun,

    Size yarışmada başarılar dilerim.

    Sevgi ve ışıkla

  2. Mehmet Sevis said on 30 Aralık 2009

    İnsanın insanı kandırması kolaydır daa…
    Asıl kendi kendini ikna edip kandırabilmesindedir marifet.
    Güzel öykünüz için sizi kutluyor başarılı olmanızı diliyor ve
    Yazmalarınız hiç bitmesin diyorum sağ olun.

  3. Gülay GÖKTÜRK said on 30 Aralık 2009

    vicdan hiç birşeyin ve yerin kuvvetin yerini alamayna o vicdan…
    vicdanınız isyanları oynamasın..
    başarınız daim olsun..
    sevgi ve saygılarımla ışığınız sönmesin..

  4. Hilâl Erboyacı said on 30 Aralık 2009

    Ben şimdi o çocuğun ne günahı var diye düşündüm.Zor çok zor bir hayatın içinde neler yaşayacak kim bilir?Bu öykü daha ne çok öykülere gebe.
    Çok kutladım sevgili arkadaşım.İçimden bir şeyler isyan etti.Çok üzülürüm ben böyle şeylere.Ancak yok mu, ne çok var böyle öyküler günümüzde.Keşke hiç olmasa…Başarılar dilerim en içten sevgilerimle…

  5. thetuncluer said on 06 Ocak 2010

    VİCDAN YÜREĞİMİ MAHMUZLARSA ;

    ” Genç kadının yüreğinde ise anılardan yüklenmiş suçluluk taşımaktaydı…”

    tebrikler efendim…hak edici bir puan ;

    Tunçluer

Yorum yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Önceki yazıyı okuyun:
Son /Gülümden Gül Aşırdım Kızıl Aşka

sağır bir yokluğuna yortusunda yordamlarımı serdim tükendim, yamacındaki gülücüklere  [Devamini Oku →]

Kapat