ÜÇ SORUYA TEK BİR TEPKİYLE YANIT…
Kas 30, 2009 at 15:00 Kategori: Alıntı Eserler, Anekdotlar Yazan: Emine Pisiren

Mevlana Celaleddin-i Rumi’ye felsefecilerden bir grup geldi. Sual sormak istediklerini bildirdiler. Mevlana hazretleri bu gelen misafirleri Şems-i Tebrizi’ye havale etti. Şems-i Tebrizi hazretleri mescidde, talebelere bir kerpiçle teyemmüm nasıl yapılacağını gösteriyordu. Gelen felsefeciler üç sual sormak istediklerini belirttiler, Şems-i Tebrizi; “Sorun” buyurdu. İçlerinden birini başkan seçtiler. Seçtikleri sözcü sorularını sormaya başladı.
İlk soru şöyleydi:
“Allah var dersiniz, ama görünmez. Göster de inanalım”
Şems-i Tebrizi hazretleri;
“Öbür sorunu da sor!” buyurdu.
“Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonra da ateşle ona azab edilecek dersiniz. Hiç ateş ateşe azab eder mi?” dedi.
Şems-i Tebrizi;
“Peki, öbür sorunu da sor!” diye buyurdu.
“Ahirette herkes hakkını alacak, yaptıklarının cezasını çekecek diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar, karışmayın!” dedi.
Bu soruların üzerine Şems-i Tebrizi, elindeki kuru kerpiçi
adamın başına vurdu. Soru sormaya gelen felsefeci,
derhal zamanın kadısına gidip, davacı oldp şikayette bulundu.
“Ben soru sordum, o başıma kerpiç vurdu” dedi.
Şems-i Tebrizi hazretleri;
“Ben de sadece cevap verdim.” buyurdu.
Kadı bu işi açıklamasını isteyince, Şems-i Tebrizi hazretleri söyle anlattı;
“Bana, Allahü Tealayı göster de inanayım, dedi. Şimdi bu felsefeci başının ağrısını göstersin de inanayım. Yine bana, şeytana ateşle nasıl azabedileceğini sordu. Ben buna toprakla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Halbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı. Yine bana, bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak olmaz dedi. Benim canım onun başına kerpiç vurmak istedi ve vurdum. Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyada küçük bir mesele için hak aranırsa, o sonsuz olan ahiret hayatında niçin hak aranmasın?”
Bu cevaplar üzerine felsefeciler hiç bir şey söylemeden çekip gittiler.






















Sevgili dost şimdi şiddeti felsefeye cevap olarak mı kabul edeceğiz.
Sevgili Mehmet Seviş,
Sizin keskin gözleriniz ince bir mana detayını yakalamış.
O zamanın insanı, cahiliye dönemi insanı, zaten şiddetin içinde ve dikkat ettiyseniz felsefeden ziyade vahşilik yaşam biçimleri olmuş, Tanrı elçiler ile bir filozof edası ile o kara cahilleri eğitmeye çalışmış.
İnsan olana kötek yakışmaz tabi de, bir söz var hani, yazmadan da geçilmez;
“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir…”
Laftan ve iyi davranıştan anlamayana, zalim olup da zülmedene, bir çift güzel söz ile ikna edemediğine, hele hele 30 bin masum insanı katletmiş o kan dökenlere;
“dayak bile az dayak bile…”
Can şairim, yorumlarınız benim için çok özel ve manidardır…Çok teşekkür ederim…
Sevgi ve ışıkla…
Başka söylenecek ne kaldıki.Söylenmesi gereknler söylendi.”evet göstersin başının ağırdığını”
Ben de ”Kabul et.” Diyorum.
Vakar kulun sana yandı Mevlana’m;
Fecaatliyim sendin benim düşküm.
Değer bilen bu Mehmet’ini…
Dergâhına kabul et, güzel Mevlana’m.
Ne zevatlar var yanında…
Hepsi güzellikler içinde bir ahenk.
Bende istiyorum varlığınla sana malik olmak.
Varlığımı kabul et, güzel Mevlana’m.
Ahmet Yesevi, Tabtuk Emre, Yunus…
Hacı Bektaşi-ı Veli, Selahaddin ve Tebriz-i,
800 yıllık öyküde ne güzel ektiler sevgi tohumlarını…
Fidanlığına kabul et beni de güzel Mevlana’m.
Mevlana hüdavendigar bize nazar kıldı,
Onun görklü nazarı gönlümüzün aynasıdır.
Mevlana beni çağdaşımdır diyen Yunus gibi.
Çağdaşlığınıza beni de kabul et. Güzel Mevlana’m.
Sevgi ve barış Hacı Bektaşi Veli’de.
O da coşturmuştu yürekleri hoş görü ile…
Farklı değildi söyledikleri gönül dilinde.
Bu anlayışa beni de kabul et, güzel Mevlana’m.
Ne söz anlatır ne de dil seni;
Cahil olsan cehennem çekinir dedi.
Bir asır sonra dinledi Yesevi yi, Mevlana Celaleddin Rumi.
Cahillikten beni de kurtar, kabul et güzel Mevlana’m.
Yunusun da hocasıydı Tabtuk Emre,
Mevlana unutur muydu hiç Şems-i Tebriziyi,
Geçmişten geleceğe Nice ışık yakmışlardı bu zatlar,
Karanlıktan kurtulup aydınlığına beni de kabul et, güzel Mevlana’m
Söz bitmez dil bitmez sevgi hiç bitmez,
Akıl dersen o hiç mi hiç senden öteye gitmez,
Artık seni anlatmaya ne söz yetiyor ne de kalem,
Yahudi’si, Hristiya’nı, hepsi de senin le birer birer,
”Gel gel ne olursan ol yine gel” diyen anlayışına,
Seni anlamayanlara da seni yâd etme mi kabul et, güzel Mevlana’m.
Mehmet Kahvecioğlu
gel ne olursan ol yine gel
Hz.mevlana nın yedi öğüdü
1-çömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol
2-Şefkat ve merhamette güneş gibi ol
3-Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol
4-Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol
5-Tevazu ve alçak gönüllükte toprak gibi ol
6-Hoş görülükte deniz gibi ol
7-Ya olduğun gibi görün
ya göründüğün gibi ol
1- kalbim var gören yok
2-menba-i aşkım var , narım yok
3-aşk-ı menbaisinde sorgu sualim yok
hayrani gibi aşk ,
şems gibi yoldaş versin
teşekkürler
Sevgili Schneeweiss,
Madde madde insanın sahip olması gereken erdemleri sıralamışsınız. Tüm insanlık uysa, uygulasa, dünya barış ve huzuru yakalayacaktır.
Tanrı’nın da istediği zaten bu değil mi?
Teşekkürler
Sevgilerimle