Emine Pisiren

tarafından

BENİ GÜZEL HATIRLA -2-

Ağu 31, 2009 at 17:54 Kategori: Roman Yazan: Emine Pisiren

null

Yüksek sesle güldüğümün farkında değildim. Bir gün öncesi lise defterimi okuduğumu yeniden anımsamıştım. Akşamları geç yatmam ve aşırı alkol almam beni daha fazla dalgın yapmıştı. Beynim uyuşmuş gibi idi. Son zamanlarda dikkatimi bir noktaya toplamakta zorlanıyordum.
Hem anılarımda hem şu anda ki, irkilmem beni de şaşırtmıştı. Sanki boyut atlatmıştım. Evde miyim işte mi olduğumu bir an kavrayamamıştım. Bulunduğum çevreme yeni uykudan uyanan insanlar gibi bakmaktaydım. Sesli gülmüştüm. Gülüşüm ve mesai arkadaşımın sesiyle gerçeğe döndüm. Anılardan sıyrılmıştım.
“ Hayırdır Seçil,yine ne geldi aklına? ” Bu mesai arkadaşımın sesi idi.
Bir bankada müşteri temsilcisiydim. Yan masamda ki meslektaşımın, gülümseyen yüzüne başımı çevirdim.
“ İnsan geçmişinden kurtulamıyor, Türkan. Aklıma lisedeki anılarım geldi. ”
Türkan merakını gizlemedi.
” Güldüğüne göre çok komik olmalı…”
” Evet, gerçekten komikti. ” dedim.
“ Anlatmak ister misin? ” diye sordu.
“ Anlatırım ama şimdi değil”
“ Bak şimdi çok merak ettim. Ne zaman anlatacaksın? “
Saatime baktım. Öğle tatilimize yarım saat kalmıştı. Dikkatimi işime vermeliydim. Dosyalar masamın üzerinde öbek olmuşlardı. Hepsini okuyup, bilgi işleme devretmeliydim. Aksi halde pazartesi gününe kalacaklardı. Meraklı arkadaşıma göz kırptım.
“ Türkan, öğle tatilinde dışarı çıkalım. Bugün değişiklik olsun. O zaman anlatırım sana. Uzun bir anım bu. Şimdi şu dosyalara göz atmalıyım.”dedikten sonra işime koyuldum.
O ise ısrarla;
“ Yaa, benim ne kadar meraklı olduğumu biliyorsun ve bilhassa böyle yapıyorsun, değil mi? Kız azıcık çıtlat bari de, bende işimi bitireyim. Yemekte de daha detaylı anlatırsın. ”
Ona sevgi ve içtenlikle gülümsedim:
“ Yaz tatilimde yaşadığım anılarım dı… “diye güldüm.
Türkan, ile üç senedir birlikte çalışıyorduk. Yardımsever ve ketum bir kişiliği vardı. Diğerleri gibi hırslı değildi. Herkesle dost olamayacak kadar temkinli idi. Babasını çok küçük yaşta yitirmişti. Yaşlı bir annesi vardı. İş çıkışlarında cafelerde oyalanmaz doğru evine koşardı. Düzenli ve tertipli idi.
Onun en sevdiğim yönü, sevecen şaşkınlığı idi. Ani gelişen olaylarda paniklemez ama donup kalırdı. Yüzünün ifadesi beni kahkahalara boğardı. İşte o anlarda somurtup masasına otururdu…
” Seçil birde sen gülme bari, yaa… ”
Der ve yanına gelmemi beklerdi. Anlardım ki, birlikte analiz edecektik. Hata yapmaktan korkan kişiliği ancak bu analizlerden sonra rahat ederdi. Kısacası kıvırcık saçlı, esmer, gözlüklü, güzel gözlü bu arkadaşıma hep güvenirdim. Yıllarca yüreğime hapsettiğim anılarımı ona açabilirdim. Kim bilir? Belki içimde üşüyen çocuğa o bir çözüm bulabilirdi.
Garson, sipariş verdiğimiz dönerlerimizi getirmek için uzaklaştığında, Türkan sigarasını yaktı.
” Hadi artık şu gizemli kahkahanın nedenini anlat bakalım. ” Dedi.
İçimden yine kahkahalarımı salmak gelmişti. Sesimin volümünü kısarak güldüm yine.
“ Tezer geldi aklıma. ”
“ Tezer mi? ”
“ Evet. ”
” O da kim? “
” Tezer dedim ya! “
“ Hani şu sebepsiz iç çekişlerinin kahramanı mı? ”
“ Hı hı! ”
” Ben de farklı düşündüm hep…”
” Nasıl yani? “
” Ayrıldığın kocan ile sorun yaşadığını… “
” Anladım. “
” Bana Tezer’i anlatmak ister misin? “
“ Evet, isterim. “
“ Ofisteki gülmenin sebebi yine o mu?”
” Gibi…Anılara tur yaptım…Lisedeki yıllarıma gittim. “
” O da aynı lisede miydi? “
” Evet! “
” Desene lise aşkı ve ilk aşk! “
” Hı hı!Tam üzerine bastın arkadaşım. Kal öyle “
” Kaldım canım…Hem de, büyük bir merak içindeyim.”
“ Türkan biliyor musun? ”
“ Neyi? ”
“ O evli! ”
“ Nasıl yani? Sen şimdi evli birine mi aşıksın? ”
“ Umurumda değil! ”
“ Seçil, sen iyi misin arkadaşım ?”
“ İyi olmadığım kesin! ”
“ Hımm! Dur bir baştan alalım… ”
“ Baştan alacak bir şey yok canım. İlk aşkım olan ve hala aşık olduğum adam evliii. Evli oluşu sevmemi engellemiyor. ”
“ Hımm! Engellemiyor ama yüreğin acı çekiyor. ”
“ Evet, arkadaşım… ”
“ Bana sorarsan ,bu sevdadan vazgeç artık. ”
“ Onu sevmekten hiç vazgeçmedim. Bu sevda, ancak bu beden benden gittikten sonra bitecek. ”
” Sen ciddi misin? “
” Her zamanki kadar! “
” Zaman zaman kederle karışık bakışlarına tanık oluyordum. İşte o anlarında sana yaklaşmaya cesaret edemiyordum. “
” Neden ki? “
” Rahatsız edeceğim düşüncesi işte… “
” Kendimi dağıttığım anlarımda dalgın olabiliyorum. Demek bakışlarımda kederi görüyorsun? “
” Evet, son zamanlarda sıklaştı. “
” Bak senn! Yakın takibe alınmışım da haberim yok… ” dedikten sonra gülmemi tutamamıştım.
Alıngan arkadaşım, yüzünü asıp dudaklarını sarkıtınca;
“ Kızma be, Türkan…Onu anmak bile güzel… ” dedikten sonra liseli günlerime döndüm…
“ Biliyorum, şu an o da beni anıyor ve düşünüyor… Onun yokluğunda, onla olmak ruhumun üşümesi gibi… Özellikle geceleri… Bitmesin istiyorum gecem… Karanlığa haykırıyorum özlemlerimi… Türküsü olmayan sevdamı yazıyorum sessizce… Sudaki ateş gibi yanıyorum… Hem üşüyorum hem yanıyorum… Özlüyorum onu… Anlıyor musun? Ona koşmak istiyorum… Ama ayakkabılarıma sanki kuşlar yuva yapmış… O yuvayı dağıtmak istemiyorum… Ne olur beni anla Türkan. ”
“ Yaaa!..Şimdi seni çok iyi anlıyorum arkadaşım. Durumun gerçekten zor! Seçil…Lütfen!..Kendine gel. Sakın ağlama! ”
“ Elimde değil be Türkan. Eve varınca akşamları…Geceler çok uzun geliyor bana. Duvarlar üstüme üstüme yıkılıyor sanki. Yalnızlık nedir bilir misin sen hiç? ”
“ Seni senden daha net anlayan biri olamaz Seçil. Ama o artık evli biri. İşte bu yüzden vazgeç artık. Kendini toparla. Seni seven başkaları da vardır, bu dünyada. Seninde sevebileceklerin var olacaktır. ”
“ Offf…. Offf! Onu sevdiğim kadar kimseyi sevemem. Kefenime yazdım bu aşkın adını. ”
Dediğimde garsonun yanımıza yaklaşması ile sustum.
“ Buyurun döner ve pilavınız. Başka arzunuz var mı? ”
“ Hayır! ”
“ Hayır! ” Demiştik ikimizde.
Döner ve pilavımızı büyük bir iştahla yerken, elimdeki çatalı ilk kez fark etmiştim. Çatalın uçlarından biri eksikti.
“ Yahu Türkan, bu çatal kırık! ”
“ Evet. Gerçekten kırıkmış. ”
Her ikimiz elimizde tuttuğumuz çatalı inceliyorduk. Diğer masalara uzandı bakışlarımız. Onlarda kırıktı. Türkan zekice gülümsedi
“ Tabi ya! Bu lokantanın adı Kırık Çatal! ”
Gülerek öğle yemeğimizi tamamlamıştık. Garsona bol köpüklü orta şekerli kahvelerimizi de söyledikten sonra arkadaşıma lisedeki anılarımı anlatmaya başladım.
“ Okulun ilk günü idi…Öğretmenimiz yaz tatilimizi nasıl geçirdiğimizi sormuştu…Suat, sınıfımıza yeni gelmişti…Benden sonra konuşmayı o almıştı…İkiz kardeşinin kan kanserinden ölmesiyele, ailesi ile Amerika’dan Türkiye’ye göç etmişti. Kısa bir süre Istanbul’da oturduktan sonra, doktorlar şehir değişimini önermişler. Babasının astım hastalığı yüzünden şehir değişimi yapmışlardı… Onlarda havası temiz diye Edremit’e taşınmışlardı…Onu, gördüğümde içim yanmıştı…İlk dikkatimi çeken gözleri olmuştu…Uzun sim siyah kirpikli ve gülümseyen gözleri vardı. Siyah, anlamlı bakan gözlerdi bunlar…Esmer ve uzun boyluydu…Senin gibi siyah kıvırcık saçlara sahipti…O hali gözümün önüne geldikçe içimde hala heyecan oluyor… Ilık ılık akan ırmaklar gibi çağlıyor yüreğim… “
Arkadaşım hafif tebessüm etti.
“ Kaç yaşındaydın Seçil ?”
“ On dört. ”
“ Seni gidi seni…Kız sen daha o yaşta mı tanıdın aşkı?”
“ Hı hı! ”
“ Senin, şu hı hı deyişlerine bitiyorum, Seçil. Çok şirin mırıldanıyorsun. ”
Yine birlikte gülümsedik. Ona, köydeki çeşme dedikodularını anlatırken, gözlerinden yaşlar gelene kadar gülüyordu. Hele köy imamının, muska diye kadınların göbeğini okuyup üflemesini anlattığımda, kahkahalarının dozunu arttırmıştı.
“ Senin sınıftaki halim gözlerimin önüne geldi şimdi. İnsan geçmişe dalınca, şimdiki ana dönüş aniden olunca geçmişten kolay gelemiyor… Aysss..! Karnıma ağrılar girdi gülmekten…Hay Allah senin iyiliğini versin kız! İyi ki işte anlatmadın. Katardım ortalığı. ”
“ Biliyordum. ” diye gülümsedim.
Garson, kahvelerimizi getirdiğinde her ikimiz gözlerimizi kağıt peçetelere siliyorduk. Gülmekten gözlerimizden yaşlar gelmişti.O, bizi şaşkınlıkla izledi.
” Başka bir isteğiniz var mı efendim? ” diye sorduğunda,
” Evet, hesap lütfen! ”dedim
Bir süre suskun kaldık,kahvelerimizi yudumlarken.Kısa süren bu anı, Türkan bozdu.
” Peki onunla nasıl çıkmaya başladın? ” diye sorduğunda anılarıma yeniden yolcu oldum.
“ Tabi, yaz tatilimi anlatamadan sırama oturmuştum. Sonra o konuştu. Onu dinlerken elektriğe kapılmış gibi idim. Teneffüs zili çaldığında sınıf boşalmıştı. Ben sıramda idim. O yanıma yaklaştı ve tam önümdeki sıraya oturdu. Yüzü bana dönüktü. Ve sordu. ”
“ Hep böyle esprili misin? ”
Şaşırmıştım! Kekeledim.
“ Bi…Bi… Bil… memki!”
“ Adım Tezer. ”
“ Seçil. ” diye fısıldamıştım.
Titriyordum. O ceketini çıkartıp omzuma bıraktığında, tarifi imkansız duygular yüreğimi kasıyordu.
” Teşekkür ederim. ” Sözcüğü sessizce çıkmıştı dudaklarımdan.
Teninin kokusu ile karışık erkek parfümü başımı döndürmüştü. Bir süre elleri omzumda kaldı. Bu dakikalar bitmesin istiyordum. Sonsuza kadar sürsün istiyordum. Başımı eline doğru yasladığımda aynı parfüm kokusu ellerine sinmişti. O ise,
” Adın çok güzelmiş Seçil. ” dedikten sonra karşıma oturdu.
Bu sefer gözlerim onunkilerle buluşmadı. İçimdeki tarifsiz bu heyecan dalgaları ona da geçmiş olmalı ki,
”Hayret, ilk kez bir kıza bu kadar zaman ayırıyorum.”
Dediğinde, heyecanım öfke yumağı gibi sarıldı. Yerini kızgınlık aldı. Ceketini ona doğru atarak ayağa kalktım.
“Ne yani?. Kızları bu kadar hafife mi alıyorsun?. Demek ki canın çok yanmış bir kızdan. ”
Dedikten sonra sınıftan koşarak çıkmıştım. Bu ani gelişen öfkeli tepkime biraz sonra ben bile şaşmıştım. Bahçede hızlı adımlarla dolaşırken, o yanıma koşarak geldi.
“ Özür dilerim. Seni kızdırmak istememiştim Seçil. Şey… Ben…Şunu demek istemiştim… ”
“ Ne demek istemiştin? ”
“ Şey… Yani…İlk kez…Şey! ”
“ Ney? ”
“ Uff!…Anlatması ne kadar zormuş? ”
“ Neyi anlatacaktın ki? ”
“ Bana zaman ayırmanın çok önemli olduğunu mu? Sen kendini ne sanıyorsun be? ”
“ Bak Seçil seni üzmek değil amacım. Kısacası şu…”
“Eee!..?”
“ Senden hoşlandım Seçil!” dedikten sonra hızlı adımlarla yanımdan uzaklaşmıştı.
Dona kalmıştım! Şaşkın bakışlarımı fark eden sınıf arkadaşlarım yanıma yaklaştılar. İçlerinde her şeye bir kulp takan adı Murat olan arkadaşım,
”Anlayalımmm!..Yani!.. Aranızda bir şeyler geçti sizin…”diye merakla söze girişti. Omuzlarımı silkerek,
”Amannnn sende, yine tencere kulpu mu takacaksın Murat?”dediğimde gülüşen arkadaşlarımın dikkati bu sefer onun üzerinde olmuştu.
Kırık umutlarımı bıraktığım bir sonbahar günü idi. Edremit parkında ki, “Ördekli Çay Bahçesinde” oturmuş çay içiyordum. Okul çıkışı arkadaşlarımızla takıldığımız bir yerdi. Sonbaharın tüm rengi Edremit parkına bürünmüştü sanki. Yüksek palmiye ağaçları Mısır’da bulunan piramitler gibi yükselmişti sanki. Parkın içinde yer alan geniş havuzun dört bir yanında yükselmişlerdi. Simitle çay içiyordum. Birden ayağa kalktım. Arkadaşlarım ardımdan,
“ Yine ne geldi ki bu çılgın kızın aklına? ” diye bakışları üzerimde beni izlerlerken.
Havuza doğru yöneldim. Gün ışıkları yüksek palmiyelerin arasından sıyrılmıştı. Dik dörtgen şeklinde uzanan havuzun içine akıyordu sanki. Gün ışıkları ile aydınlanmış havuzun içinde onu görmüştüm. Suyun yansımalarında nazlı, nazlı yüzüyordu.
Beyaz kuğu ne kadar asildi! Sularda süzülürken ardında dairesel kavisler çiziyordu. Havuzun yanına yaklaştım. Elimdeki küçük parçacıklar halinde koparttığım simitleri, kuğuya doğru atmaya başladım. Bir süre sonra yanıma bir gölge yaklaştı. Başımı çevirmemiştim. Çünkü, havaya yayılan kokudan tanıdım yanıma yaklaşanı. Lavanta ve ıtır karışımı bu koku başımı döndürmeye yetiyordu. Parfümle karışık teninin kokusu içimi gıcıklıyordu. İşte o an kaçmak istedim. Simitleri hızla attıktan sonra ondan uzaklaşmak istediğimde, kolumu sıkıca tuttu.
“ Seçil benden kaçma! ”
Tüm vücudum cereyana tutulmuş gibi yeniden titremeye başlamıştı. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlamıştı. O ise devam etti,
” Lütfen, benden kaçma! ” dedi.
Bakışlarım gözlerine takıldı. O, içimi eriten bir ifade ile,
” Lütfen! “diye fısıldadı.
Koluma dokunan eli, tenimi kor ateş gibi yakıyordu. Kolumdan yayılan ısı dalga dalga vücudumu alevlendiriyordu sanki. Omuzlarımı silktim ve hafiften ondan uzaklaştım.
“ Kaçmıyorum. Simitleri bitirdim. ”
“ Bende buraya her gelişimde iki simit alırım. Biri bana diğeri bu kuğuya” dedikten sonra bana diğer simidi uzatmıştı.
“ Heyecanım doruklardaydı. Tanrım! Müthiş bir şeydi o günkü hissettiklerim! Uzun sürseydi o gün kalbim dayanamazdı. İnan, Türkan! “
“ Sözünü kesmeden merakla dinliyorum…Sen aşkla erken tanışmışsın, şekerim. Bu hissettiğin bal gibi aşk. Ee sonra ne oldu? ”
“ Sonra mı? ”
“ Evet, sende nerelere gittin yine kızım? O sana simit uzatmıştı ya, işte orada kalmıştın… ” gülümsedim.
O güne tekrar dönmek göğsümü sıkıştırmaya yetmişti.
***
Emine Pişiren

(-Devam Edecek-)

Etiketler:

1 response to BENİ GÜZEL HATIRLA -2-

  1. Ayla Berkin said on 04 Ekim 2009

    Sevgili emine çok güzel bir çalışma. gerçekten de duyguları analizin o kadar yalın ve açık ki, inan o satırları okurken yaşadıklarını hissettim. bende yıllar öncesine o defterleri tuttuğumuz günlere gittim. tebrikler canım eline kalemine ve yüreğine sağlık.

Yorum yaz

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.