Barış Hemen Şimdi
Ağu 31, 2009 at 23:35 in Genel, Şiir by Ozan Efe · 1 Yorum »
at 22:58 in Genel by Hayrettin TAYLAN · 2 Yorum »
Esintilerini aşırmış bir rüzgarın hortum olma halindeyim, unutursan zamanla diye, eskiz mir uğultuyla şimdi yolum sanadır canım.
Kayıp bir çerçiyim,senden ne varsa aşk köylerinde satıyorum.Daya yanağını yangınlarıma, herkes seni soruyor.Bu güzelin sevgisi kaç para eder ki? Çok mu zenginsin? Böyle bir güzelin kalbini nasıl çaldın?
-Böyle bir güzeli nasıl ağlatıp gidersin ki? Üstelik çeyizinde bu sefer gözyaşı lekeleri bırakarak.Ne satsam senli bir defo…Kimsesizliğimin kimlik sınırında sosyolojik bir pejmürde oluyorum.Ruhumun dehlizlerindeki iklimsel terapiyi kimse çözemiyor.
Hevesin göğsünden akınca unutkanlık şırası, isleri kalır [Devamini Oku →]
at 22:26 in Fıkralar by Emine Pisiren · 4 Yorum »
Tilki aksam üzeri ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asili bir geyik butu
görür.
Açtır ama şüphelenir kontrol etmeye baslar ve… Ki bu bir tuzak.
Geyik butu, bir iple bombaya bağlıdır.
Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, butu ve yatan tilkiyi
görür
Tilkiye sorar ‘ne yapıyorsun dostum’
Tilki cevap verir ‘hiç… Yatıyorum’
-Burada bir but var, görmedin mi?
-Evet var, gördüm.
-Neden yemedin?
Tilki sakince cevap verir ;
‘BU GUN ORUCUM’
Kurt kendinden emin;
‘Ben yiyeyim o zaman’ ben oruç değilim.
Tilki ‘Buyur afiyet olsun’ der.
Kurt buta uzanır uzanmaz [Devamini Oku →]
at 21:48 in Alıntı Eserler, Kişisel Gelişim by Tunç Pişiren · 1 Yorum »
Keşke Başarabilsek
Güzel bir Felsefe…
“…Bir gün bir taksiye atladım ve havaalanından hareket ettik.
Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önümüze çıktı.
Taksi şoförü sert bir şekilde frene bastı, kaydı ve diğer arabaya çarpmaktan milim farkıyla kurtuldu.
Diğer arabanın sürücüsü camdan başını çıkartıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.
at 21:44 in Özlü Sözler by Tunç Pişiren · Leave a Comment »
– Verileri yorumlamak; bilgi. Bilginin; moral, ahlak, vicdan gibi sunulması ise bilgeliktir.
ALİ SAYDAM
- Demokrasilerde halk, bütün yanlışları denedikten sonra doğruyu bulur.
- Dün ile bugün arasında bir kavga çıkarsa yarını kaybederiz.
W.CHURCİLL
- Bütün insanlar 3 sınıfa ayrılmıştır; hareket ettirilemeyenler, hareket ettirilebilenler ve hareket edenler.
B. FRANKLIN
at 21:03 in Genel, Şiir by yaren ali kirbiyik · 1 Yorum »
Aşk’ımın kalesi, sevgimden bir sur
Gönlümün tahtında, edebiyyen dur
Bırakıp gidersem al hançeri vur
Nağmerdim eğer ki, karşı bilirsem,,
Gözlerim tek sende, ele süzdürmem
Helalli aşkıma, hile sezdirmem
Gönlüme döşedim, pazar gezdirmem
Nağmerdim başkada, çarşı bilirsem,,
Uğruna yanarak, toz oldum kül’de
Köle oldum sana, yeterki öl’de
Sazımla söylenen, türküsün dil’de
İnan başka makam marş’ı bilirsem,,
Dünyayı verseler, sevgimi vermem
Cenneti sunsalar, gül’ünü dermem
Sensiz kalırsam bil, sabaha ermem
Kör olsun gözlerim, arş’ı bilirsem,,
Yaren Ali şair, durmadan yazar
Sana olan aşkım gönlümde azar
Bilirsem yattığım, kalbindir mezar
Oda bana yeter, taş’ı bilirsem,,
at 20:44 in Dünya Edebiyatı by Emine Sevinc Oksuzoglu · Leave a Comment »
“MEYXOŞ ABDULLAH”
1962 yılında Azerbaycan’ın Celilabad Rayonunun Xelilabad kentinde dünyaya gelmiştir. 1980 yılından bu yana kaleme almış olduğu şiirleri, yazıları, öyküleri, hikâyeleri birçok önemli yayın organlarında yayımlanmıştır. Azerbaycan yazarlar birliğinin üyesi olan yazarımız, birçok önemli çalışmalara imza atmıştır.
Yayımlanmış Eserlerinden bazıları şöyledir:
Doktor Qazanfer, Dargın Ruhlar, Alagöz, Şeytan Gülüşü, Anakonda Evi, Esir Kadın.
Karabağ konusunda yazdığı çok sayıdaki hikâye ve öykülerinden sonra “Esir Kadın” isimli ilk romanını yazdı. Karabağ konusu onun ruhunda derin izler bırakmış, çok etkilemişti. İşte bu [Devamini Oku →]
at 19:50 in Şiir by Emine Sevinc Oksuzoglu · Leave a Comment »
Ey Yusuf
Onbir yıldızı güneşi ve ayı perde ettin gözlerine
Geceler seyre daldı ay ışığında gezinen rüyanı
Yorum babandan geldi umut gülümserken yüzüne
Ve yüzün güneşlendi babanın sözlerinde
Ey oğul
“Şeytan insan için apacık bir düşmandır” bilesin
Bilesin ki İbrahim ve İshak gibi Tanrı seni seçecek
Gün şavkını vururken herkes secdeye gelecek
at 19:48 in Şiir by Emine Sevinc Oksuzoglu · Leave a Comment »
Efsunkâr bakışların yitik yangınlarındayım sevgili
Sonu aşikâr bir serüven mi bu sevda?
Kâinatın acizliğine gebe bir aşk masalımı yoksa?
Aşk dediğin ne ki
Nefsin zindanında bir yürek yangını değil mi sevdiğim
Nedametin sonunda tarifsiz sürgünlerde yüreğim
Kara geceden daha kara bakan gözlerinin esiriyim
Lal-ü aşk’a adadığım esrik türkülerdeyim
Kâinat kıyamete ben mağrur sevdana gebeyim
Ceylan gözlerinin esaretinde bir harabe köleyim
at 18:01 in Şiir by parisliperi · 8 Yorum »
at 17:54 in Roman by Emine Pisiren · 1 Yorum »
Yüksek sesle güldüğümün farkında değildim. Bir gün öncesi lise defterimi okuduğumu yeniden anımsamıştım. Akşamları geç yatmam ve aşırı alkol almam beni daha fazla dalgın yapmıştı. Beynim uyuşmuş gibi idi. Son zamanlarda dikkatimi bir noktaya toplamakta zorlanıyordum.
Hem anılarımda hem şu anda ki, irkilmem beni de şaşırtmıştı. Sanki boyut atlatmıştım. Evde miyim işte mi olduğumu bir an kavrayamamıştım. Bulunduğum çevreme yeni uykudan uyanan insanlar gibi bakmaktaydım. Sesli gülmüştüm. Gülüşüm ve mesai arkadaşımın sesiyle gerçeğe döndüm. Anılardan sıyrılmıştım.
“ Hayırdır [Devamini Oku →]
at 11:10 in Genel by Aktaş (Homerotik) · 2 Yorum »
ŞİİR PENCERESİ VE TENCERESİ:
Niçin bu başlığı seçtim bu günkü yazacağım şiire dair düşüncelerim konusunda? Gerçekten şiir pencere gibi açıldığı zaman, ciğerlerimize oksijen dolduran, yaşama gücümüzü tazeleyen , bizi hareketlendiren, canlandıran bir ”Rekreatif Aktivite ” olarak değerlendirilmelidir.
Diğer yanıyla, tencerede pişen yemek , nasıl bizi besler ve güçlendirirse, tok ve ayakta tutarsa, şiir de öyle olmalı, şiir, adetâ yenilecek kadar leziz, tadı tuzu yerinde bir tabak yemek gibi sunulmalıdır insana.
Gelin şimdi, pencereye ve tencereye daha uzun gözatalım:
Herkes pencereden bakar [Devamini Oku →]
at 09:40 in Şiir by Hafize Hanayli · 4 Yorum »
İçimin acılarını görebiliyor musun yüzümün deltasından?
Sevda oturdu en yaşanılası yerime İstanbul!
Hayat yorgun tenimde,
Kalbimdeki yırtık dikiş tutmaz oldu kederime,
Duygularım lime, lime serim de,
Nasıl kıydın bilmem ki, sende filizlenen sevgime?
Oysa doymamıştım henüz, deniz gözlü yarime! …
Şimdilerde, parçalanmış umutlarım vuruyor birbirine,
Ateş topuna tutuluyor gözlerim,
Yağmurlarım akarken pınarlarımdan,
Derin çizgiler açılıyor yüzümde…
Omuzlarıma yıkıldı başımdan geçerken sevda,
Çöktüm İstanbul çöktüm!
Elim kırınca yazan kalemi,
Sustum İstanbul sustum!
Hani merhametliydin sevenlerine?
Umutlar saçardın güzelliğinle yüreklerine,
Hiç yakışmadı sana İstanbul, acı bıraktın ciğerlerime,
Sol cenah’ım acıyor ölümüne!
Oysa ben değildim Çamlıca tepesinden bakarken,
Azizliğine methiyeler yazan şair
HATIRLASANA!
Bıraktım Emirgan [Devamini Oku →]
at 08:35 in Şiir by Aktaş (Homerotik) · 1 Yorum »
ÜTOPYA
Rüzgarda sallanırken dal yaprak
ne zaman biri,
bir dalımı koparıp
daldıracak suya tepe taklak
diye hayıflandı papirüs …
Nil kıyısında olsa
düşünmezdi bütün bunları
saksıdaki çiçeğin
ütopyasına bak !
Olacak iş mi
elsiz kolsuz, beyninde amuda kalk
yoksa yapayalnız bir saksıda
ot gibi geçecek hayat !
Ey papirüs, eğ başını suya
kendine bir daha bak
özgürleşince düşler
kaybolur hayal ile
gerçek arasındaki ince uzun fark !
Şaban AKTAŞ
Yayınlanmıştır / DÜŞLÜK / EYLÜL 2001
…………………………………..
…………………………………..
Açıklayıcı bilgi;
KAYNAKÇA: http//:ormandanenedir.blogspot.com
Uzun yıllar Papirüs adı altında evlerimizin baş köşelerini süsleyen Japon Şemsiyeleri (Cyperus alternifolius) bu kez de bahçe kapısından [Devamini Oku →]
at 00:55 in Genel by Hayrettin TAYLAN · 2 Yorum »
Oltamda Küflenmiş Bir Gidiş
- Balık mısın? Bela mısın ? Yakala Yaşam
Yorgun bir sonbahara düştü gölgem, sararan, kararan yapraklarla kanattığın yaramı sardım.Her yaprağına gül gidişlerini yazdım.
Sabırsız yazların yazgısında sarılır öfkem, ispirtolaşmış öçlerim
kırık sözlerle kitap olur kanıtsız öylelere.
Söner öykülerimin sabırsız ışıkları geceler hecelenmeden .
Bir dirhem seni unutmamaya rota olur ela gözlerin, açılırım yalnız balinalar ve benimki aşk belaları denizine.
Oltamda küflenmiş bir gidiş.Hüzün sarılışlarıyla, sularım susar, susuzlukla ,suçluluk gelir diplerime.
Yırtınışlar süpürür dünümüzün kırılma noktalarını. Cümle biter, özne ben yüklem sen olmalıyken sıfatsız gidişlerin [Devamini Oku →]
at 00:53 in Genel, Şiir by Ozan Efe · 1 Yorum »
bakışınla yaktığın
gönül ne hale düştü
çıra gibi çaktığın
gönül ne hale düştü
kara gözünde tutsak
giderken topalaksak
akarsuyla bir aksak
gönül ne hale düştü
depremleydi kaynadı
yer yerinden oynadı
kırılmadı inadı
gönül ne hale düştü
yakışında süründüm
bakışında göründüm
takışında büründüm
gönül ne hale düştü
yandıkça yanıyorum
kandıkça kanıyorum
sandıkça tanıyorum
gönül ne hale düştü
ozan efe dolaştı
sevgilere bulaştı
pusulasız ulaştı
gönül ne hale düştü
17:55 30.08.2009denizli
at 00:52 in Genel, Şiir by Ozan Efe · 2 Yorum »
sesine tutunsam da
ellerine dokunsam
esinler edinsem de
yellerine dokunsam
sevildiğim sanırdım
sevgine inanırdım
gözlerinden tanırdım
dillerine dokunsam
ağlamasın gözlerin
dağlamasın özlerin
bağlamasın sözlerin
güllerine dokunsam
dağılınca sığlığı
duyulmadı çığlığı
kırlangıç ayrılığı
çöllerine dokunsam
ele battı dikeni
yitirdiğimde seni
sancılarında yeni
tellerine dokunsam
ozan efe maviye
açtı gönül seviye
kapanmaz biteviye
çillerine dokunsam
17:37 30.08.2009denizli
at 00:48 in Genel by Ozan Efe · Leave a Comment »
ne sen uzanabildin
ne ben kazanabildim
çektik ipin ucunu
arap saçına döndü
git gel gölgesinde
çırkını çıkardık düşlerin
olmadı istediğimiz gibi
arap saçına döndü
boşlukta kaldı el
dolunaya tutulamadı
neredeyse olmazlandı
arap saçına döndü
boğazına dek dolup
sıkan duyguları atamadı
kumruları görmedi
arap saçına döndü
süremlerde ağladı bize
hiç birinde yaşanmadı
ozan efe yalnızlık çukurunda
arap saçına döndü
09:59 30.08.2009denizli
Ozan Efe
Ağu 30, 2009 at 23:07 in Atatürk Köşesi by Emine Pisiren · 2 Yorum »
Bizler sürekli bir tartışma içinde buluyoruz kendimizi.
Bu tartışmalar genelde; ya futbol, ya siyaset, ya din oluyor.
Ve her tartışma sonunda insanlar kırılıp güceniyor. Çünkü farklı fikir ve düşünceler ve bölük pörçük bilgilerle kuşatılmış beyinlerimiz ve yanlış bilgiler ile dolmuşuzdur.
Her insan bu bilgiler ve edinimleri ile masaya yumruğunu vuruyor ki;
“BENİM DEDİĞİM DOĞRUDUR”
Hiç bir şey kesin değildir. Mutlak doğru var mıdır? Bizlere eğitim ve öğretim hayatımızda öğretilen tarih derslerindeki bilgiler dahi, şimdi yanlış olduğunu öğreniyorum. Bu beni oldukça şaşırttığı gibi endişeye de düşürüyor. [Devamini Oku →]
Son Yorumlar